Bana Eş… Sana Kuma Geliyor.
***
Donduğum yerden, “Yarın hazırlan, kocana kız istemeye gideceğiz.” Cümlesi kulağımda tekrarlanıp duruyordu. Hayır yani niye donuyorum? Bunlar zaten bildiğim gerçeklerdi.
Zoruma gitmesi, kalbimi acıtması… çok saçma. Derin bir nefes alıp, kapı kolunu tutan parmaklarım kolu daha iyi kavradı. Yavaşça omzum üzerinden ona döndüm. Ve dudaklarıma nerden geldiğini bilmediğim bir tebessüm yerleşti.
“Tabi ağam.” dedim, sonra aklıma ona emanet edeceğim iç çamaşırım gelince bedenimi tam ona çevirip yanına yürüdüm.
Eğilip yerdeki iç çamaşırımı alıp, yavaşça doğrularak o arzu dolu gözlerine baktım.
“Buna gerek yok o zaman.” dedim. “Nasılsa karın çok verir.” Sahte bir gülümseme sergileyip, tek bir şey demesine izin vermeden odadan çıktım.
“Aptal Zerda!” deyip bu sefer öfkemi kendime çevirdim. Bana dokunmasına izin vermemeliydim.
Kimseye görünmeden odama gidip, elimdeki iç çamaşırı kenara fırlattım sinirle. Yatağıma oturup, başımı iki elimin arasına aldım.
Cidden yaptım mı bunu ben? Bana dokunmasına razı oldum mu ben?
Of! Utanıyorum kendimden. Ağabeyimin katili çıkabilecek bir insana ben…
Ay! Kafayı yiyeceğim.
O ana aklım gittiğinde, uzaklara daldım. O öpüşleri, şehvetle kararan kehribar gözleri, dokunuşları…
Fark etmeden alt dudağımı ısırdığımı, karnımda oluşan karıncalanmalarla fark ettim.
Hışımla ayağa kalkıp, aynadan kendime baktım.
“İnanamıyorum sana Zerda!”
“O psikopat adamdan etkilendiğini söyleme!”
Yansımamla kavga etmem de delirdiğimin bir göstergesi olmalı. Beni kandırmasına izin vermemeliyim. Kanıma girdi o insan kılıklı şeytan, sonunda da istediğini aldı.
Neyse, yarın ona o kızı alalım. Beni de rahat bırakır. Yani bence bırakır…
Oy Karun oy! En iyisi uyuyayım.
Üzerimi değiştirip uyuduğumda… daha doğrusu uyumaya çalıştığımda sürekli o an aklıma gelip durdu. Sanki hala elleri tenimde dolaşıp duruyordu. Uyurken bile beni rahat bırakmıyor zebani! Kıvrana kıvrana en son uykuya dalmıştım.
***
Aynanın karşısında kendime bakarken önce her şey normaldi… tanıdık, bildik. Ama bir an… çok kısa bir an, bakışlarımın içinde bir yabancılık kıpırdadı. Sanki bana ait olmayan bir şey gözlerimin ardına yerleşti.
Sonra… Yüzüm değişmeye başladı.
Nefesim kesildi. Gözlerim büyüdü. Elim istemsizce yanağıma gitti, parmaklarım tenime değdi ama gördüğüm şeyle hissettiğim uyuşmuyordu.
“N… ne oluyor bana?” diye fısıldadım. Aynadaki kadın… ben değildim artık.
Hatlarım silinmiş, yerini başka bir yüz almıştı. Daha tanıdık… daha yabancı. Dikkatle baktım. Kalbim sıkıştı.
Bu… Bu Hazal’dı.
Bir adım geri çekilmek istedim ama ayaklarım yerinden kıpırdamadı. Sanki o yansıma beni içine çekiyordu. Kendi yüzüm gitgide silinirken, onunki netleşiyordu.
Tam o anda… Omzuma değen bir el. İrkilerek döndüm. Karun karşımdaydı.
Ama bu bakış… daha önce gördüğüm hiçbir bakışa benzemiyordu. Sert değildi. Soğuk değildi. İçinde öfke yoktu.
Aşktı. Saf, tartışmasız bir aşkla bakıyordu bana.
“Burdasın…” dedi. Sesi yumuşaktı, ilk defa…
Beni kendine çekti. Kollarının arasına aldı. Başını boynuma gömdü. Kokumu içine çekerek derin bir soluk aldı. Donup kaldım.
Refleksle aynaya baktım. Hazal yoktu. Yine bendim.
Karun başını kaldırdı. Gözleri gözlerimi buldu. Ve o an… bir şey değişti.
Az önceki o sıcaklık, o yumuşaklık… silindi. Yerine şüphe geldi. Kaşları hafif çatıldı. “Sen…” dedi. Cümlesi yarım kaldı. Sanki bir şeyleri fark etmek üzereydi.
Tam o anda- Kulağımda bir ses yankılandı. Uzak… bulanık… ama ısrarcı.
Gözlerim bir anda açıldı. Beyaz tavan karşıladı beni. Nefesim hızlandı. Yatağımdaydım. Bir süre öylece kaldım. Kalbim hâlâ hızlı atıyordu. Ellerim çarşafı sıkıyordu.
Rüyaydı. Gerçek değildi. Gözlerimi kapattım tekrar.
“Şükür…” diye fısıldadım. Ama içimde bir yer… o rüyanın bıraktığı hissin hala geçmediğini söylüyordu.
Hazal’a aşkla bakan gözleri… bana gelince karanlığa dönüşmüştü. Tamam normalde de öyle ama niye bu rüyayı gördüm ben şimdi?
Alt tarafı rüya Zerda, abartılacak bir şey yok. Hemen giyinip, odadan çıktım.
Sabah rutini olarak Karun’un odasına gitmek için basamakları çıktığım esnada, duraksadım.
Ne yani, evlenecek olan bir adamın odasına gidip onu öperek uyandırmaya devam etmem çok saçma olmaz mı? Bence aşırı saçma olur!
Çıktığım basamakları geri inip, merdivene yöneldim. Zaten dün geceki andan sonra onu görsem utanırdım. En çok da iradesizliğime şahit olmasına utanırdım!
Kahvaltılıkları hazırlarken, Hicran ve Gülşah’da yardıma geldi. Onlara baktığımda, birinin alnı birinin dudağı patlamıştı. Doğru ya, dün Songül ve Nigar onları fazla hırpaladı ama hakketmişlerdi.
“İyi misiniz kızlar?” dedim. Yorgun gözlerle bana döndüler.
“İyi gibi mi görünüyoruz Zerdo?” diyen Hicran’a üzgünce omuz silktim.
“Sizi uyardım ağalara yaklaşmayın diye ama dinlemediniz.” diyerek yüzlerine vurdum.
“Öf! Bir sus bacım.” Dedi Gülşah. “Bu saatten sonra ölsem de vazgeçmem Ozan Ağa’dan. Eninde sonunda karısı olacağım, Songül cadısı da göt gibi ortada kalacak.”
Bunlar hala akıllanmamışlardı. Gerçi sanki ben çok mantıklı hareket ediyormuşum gibi onlara akıl vermeye kalkamam.
Onları boşverip yumurtaları kırarken, “Ağam.” diyen Gülşah ve Hicran yaptıkları işi bırakıp yan yana dizildiğinde, baktıkları yere baktım.
Karun tüm heybetiyle kapının girişinde duruyordu. Gözleriyle çıkmalarını emrettiğinde, iki salak bizi yalnız bırakmak için çıkmışlardı.
Kapıdan geçemediği için başını eğerek mutfağa girdiğinde, kalbim hızlanmaya başladı.
Allah bilir yine ne için geldi bu hödük.
Kapıyı üzerimize kapatınca, sertçe yutkundum. Aha! Kapıda kapandığında göre kesin ayvayı yedim ben.
Yanıma adımlayıp, karşımda durduğunda gözlerim ondayken arkadan elimi uzatıp yumurtaların altını kapattım.
“A-ağam… niye geldin?” dedim dayanamayıp sorup.
Ağzına sıçmaya geldi Zerda, başka ne için geliyor ki bu davar?
“Odama gelmedin.” dedi direk düz bir ses tonuyla. Gözünden kaçmamıştı tabii ki. Dikkatli psikopat adam seni.
“D-dün hamamda kurallar baştan yazılacak dedin ağam. Bende o yüzden gelmedim.” Bulduğum bahaneye hayran kaldım.
Tek kaşı havalandı. Bu cevabı beklemiyordu beli ki.
“Güzel bahane.” deyip, beni kolları arasına alarak ellerini tezgâha dayayıp yüzüme eğildi.
“Ama sabah öpücüğümü vermene engel değil.”
Kollarımı göğsüme çektim aramızdaki mesafe daha fazla kapanmasın diye.
“Ya ağam evleniyorsun… evleniyorsun. Ne öpücüğü?” dedim artık sabrımın sonuna gelip.
“Evet evleniyorum.” dediğinde, gözleri üzerimde dolaştı.
“Ama sen hala karım olarak kalacaksın. Bana eş… sana kuma geliyor.”
Gözleri tekrar gözlerimi bulduğunda, sinirden gözlerim dolmaya başlamıştı.
“Ne kuması? Gerçek karın mıyım ki kumam olsun?” dedim dişlerimin arasından.
“Değil misin?” dedi yanağıma burnunu sürterek.
“Dinen evet ama resmi değilim.” dedim ve başımı ondan uzaklaştırdım.
“Ayrıca bin kişiyle de evlensen, ben yine kuma olmam. Çünkü önemli olan bakış açıcı. Ben seni kocam olarak görmüyorum… ve gün geldiğinde yollarımız ayrılacak ağam. Bence bunu sende çok iyi biliyorsun.”
Dudakları hafif yukarı kıvrıldığında, o alaycı sırıtma sinirimi bozdu.
“Benden gidebileceğini sanman beni eğlendiriyor küçük yanaşma.” Ardından yüzüme yaklaştı.
“Öp kocanı.”
Koca, kelimesini özelikle vurgulayarak söylemişti. Başka çarem olmadığı için yanağından öptüm.
“Olmadı.” dediğinde, yumruklarımı sıktım. Tezgâhın üzerindeki bıçağı alıp, ona saplasam ne olur ki? En fazla müebbet hapis cezası yerim. Ama öncelik ağabeyimdi, o katili bulayım sonra bunu düşünürüm. Hata inşallah katil Karun’dur da, onu öldürmek için sağlam bir nedenim olur.
Bıkmış bir nefesi dudaklarımdan bırakırken, görev gibi eğildim. Yanağından öpüp geçecektim sadece… hızlı, mesafeli, iz bırakmadan.
Ama o an… başını çevirdi. Dudaklarım dudaklarına değdi.
Zaman bir anlığına durdu. Gözlerim irice açıldı. Geri çekilecektim, refleksle uzaklaşacaktım ama başım bir anda sabitlendi. Elinin sertliği ensemdeydi. Kaçamadım.
Öpüşü uzadı. İstemeden… hazırlıksız… ama kaçınılmaz bir şekilde.
Nefesimiz karıştı. Kalbim hızlandı. İçimde bir şey, ne olduğunu anlayamadığım bir şey… yer değiştirdi.
Sonunda bıraktığında, dudaklarım hala o temasın etkisiyle aralıktı. Derin bir nefes aldım. Sanki ciğerlerim ilk kez hava görüyordu.
“Doğruları ertelersen… Cezalar bulur seni karıcım.” Sözleri… bir tehditten çok bir gerçek gibiydi. Sonra bedeni üzerimden çekildi. Hiçbir şey olmamış gibi.
Mutfaktan çıkmak üzereydi ki, bir an durup bana baktı.
“Akşama hazır ol. Pürüz istemiyorum.” Son sinir bozucu cümlesini de söyleyerek tamamen gitti.
İnşallah gidişin olurda dönüşü olmaz! Pislik!
Onun gitmesiyle elimin altındaki tahta kaşığı kapıya fırlattım öfkeyle. Tam o sırada Hicran içeri girince onun kafasına isabet etti.
“Ay anam anam!” O acıyla inlerken, Gülşah gülmeye başladı.
“Çok-çok özür dilerim ben sinirden ne yaptığımı bilmiyorum ki.” deyip hemen buz çıkardım onun için. Alnına yasladığımda buzu, bana baktı.
“Sende haklısın bacım. Biz adamı görünce altımıza ediyoruz. Bu bide senle sesli konuşuyor.”
En azından beni anlıyordu, bu da iyi.
***
Zaman su gibi akıp gittiğinde, güneş batı. Ve o an daha çok yaklaştı. Ev halkı kız isteme için çoktan hazırlanmıştı. Çiçekler, çikolatalara, altınlar alınmıştı. Her şey yerli yerindeydi ama… içimde anlamadığım bir his vardı.
Herkes arabalara yerleştiğinde konak avlusu bomboş kalmıştı. Kim kiminle gideceğini çoktan ayarlamıştı sanki; geriye tek bir yer kalmıştı… Karun’un arabası. Kimse onunla aynı araca binmeye yanaşmıyordu. O bakışları, o sessizliği… insanı yolda bile geriyordu.
Geriye ben kaldığımdan, mecburen arabasının kapısını açıp bindim.
Motor çalıştı. Araç ağır ağır konaktan çıktı. Yol uzadıkça sessizlik de uzadı.
Benim köyüme gidiyorduk.
İçimde tuhaf bir his vardı. O yollara şimdi böyle dönmek… hem yabancı hem de tanıdık geliyordu. Neyse ki yüzümde peçe vardı. Beni tanıyacak pek kimse yoktu zaten ama… yine de saklanmak iyi geliyordu.
Keşke Gülşah’la Hicran da gelseydi diye geçirdim içimden. En azından konuşacak birileri olurdu. Gelinler gelmişti gerçi… Nigar ve Songül. Ama onlar da kocalarına yüz vermiyordu. İçimden hafif bir gülümseme geçti.
İyi yapıyorlar.
Benim kocamı başkası hamamda yıkasa… Düşüncesini yarım kestim. Sinirlenmeye bile gerek yoktu.
Gözlerimi yola diktim. Karun’la muhatap olmamak için kendimi zorladım. Tek isteğim, bu yolculuğun sorunsuz bitmesiydi.
Ama aklım… sabahki anda değildi sadece.
Dün gece. Kendimi ona teslim ettiğim o an…
Sanki o an hiç yaşanmamış gibi davranması… içimde bir yerlere batıyordu. Bir şey hissetmediğini biliyordum. Ama bu kadar yok sayması… bu kadar umursamaz olması…
Başımı hafifçe çevirip onu süzdüm.
Direksiyona odaklanmıştı. Gözleri yolda, yüzü her zamanki gibi ifadesizdi. Ama bugün… farklıydı.
Siyah takım elbisesi üzerine tam oturmuştu. Daha… dikkat çekici, daha yakışıklı.
O kız için mi?
İçimden bir şey sıkıştı. Derin bir nefes aldım. Düşünmeden konuşuverdim.
“Ayrı yakışıklısın bugün ağam.”
Sesim sakindi ama içimdeki dalga büyüktü. Cevap vermedi. Bekledim… ama beklemem sonuç vermedi.
Dudaklarımı büzdüm.
“Tabii…” dedim, hafif alayla.
“Gidip göreceğin kıza hazırlanıyorsun sonuçta.”
Bu sefer başını çevirip bana baktı. Bakışı sertti. Direksiyonu daha sert kavradı.
“Haddini bil.”
Gülümsedim. O gülümseme… içimi yakıyordu aslında.
“Bilmiyorum ki ağam…” dedim yavaşça.
“Yerim tam olarak neresi?”
***
YORUMLARINIZI MERAKLA BEKLİYORUM HATUNLAR, YORUMSUZ GEÇMEYİNİZ LÜTFEN. Yeni bir başlangıçta desteklerinize ihtiyacım var.🩷🌸
-
zerda da birşeyler hissediyor kabullenemesede birde köyde Zerda yı isterlerse tam olur Zerda şok 😂
BeğenBeğen
-
-
Güzel
BeğenBeğen
-
Bide Zerdayı istemeleri yokmu teyzesine gidip ne olur ama😂
BeğenBeğen
-
Kaleminize sağlik…
BeğenBeğen
-
-
ben hala Karun etkilendimi oyunun mu yapıyor çözemedim
BeğenBeğen
-
Karun ne planlıyor yine bide kanunun ağzından okusak
BeğenBeğen
-
ne yapmaya çalıştığı belli değil
BeğenBeğen
-
bu adam insanı kanser eder isallah seninde zerdanin peşinde köpek oldufun günleri görururuz
BeğenBeğen
-
-
güzel bir bölümdüm yazarım karundanda okusakta biraz anlayabilsek düşüncelerini mesela zerdanın yüzünü gördüğünde ne hissetti acaba
BeğenBeğen
-
dedim ya katır inatlı Karun ağa kızın aşkından ölsede evlenir ses etmez diye olan evleneceği kıza olacak katır Karun🤣
BeğenBeğen
-
Kuma fılan gelmez umarım zerdaya
BeğenBeğen
-
Karun zerdayı mı istmeye gidiyo acaba
BeğenBeğen
-
bide zerdalarin evine gidiyormuş ne gülerim ama var ya ah Karun ah
BeğenBeğen
-
karun ne halt etmeye çalısıyon acaba
BeğenBeğen
-
zerdayi istemeyegidiyorlar bir sonra ki bolümü heyecanla bekliyorum
BeğenBeğen
-
Çok güzeldi yazarım. Emeğinize sağlık. Yeni böşümü merakla bekliyorum
BeğenBeğen
-
emeğine sağlık bölüm harikaydı yeni bölümleri sabırsızlıkla bekliyorum
BeğenBeğen
-
bu Karun ağamız neyi planlıyor acaba
BeğenBeğen
-
-
tm bir manyak keşke zerdayı istemeye gidiyo olsa
BeğenBeğen
-
-
Ay noluyor noluyor. Yoksa Zerda yımı isteyecek
BeğenBeğen
-
Onun köyüne gittiklerne göre zerdayı istemeye gidiyoruz olabilirler yazarcım
BeğenBeğen
-
profil adimi duzelttim tekrar yorum ekliyorum emeginize saglik yazarim foto paylasimi da cok iyi olmus karakterleri canlandirmak hikayeye canlilik katiyor🥰
BeğenBeğen
-
zerda cçoktan gönlünü kaptırmış itiraf edemiyor 🤗 yazarım daha çok bölüm istiyoruz kesmiyor bizi 😇
BeğenBeğen
-
ayy sinir Karun asıl sen haddini bil gıcık
BeğenBeğen
-
Bu adamı çözemiyorum ben Çekdarı Aslanı anlıyordum da bunu anlamıyorum hiç hadi bakalım hayırlısı yeni sitemiz de hayırlı olsunnnn
BeğenBeğen
-
Ya mükemmel bir bölüm , burada bitirilir miiii
İnşallah gerçekten kız istemeye gitmiyordur Karun efendi 😡😡
Yoksa nefret listemize eklenirrBeğenBeğen
-
hem kızı zorluyor istediğini yaptırıyor hem de haddini bil diyor önce sen haddini bil😡😡
BeğenBeğen
-
öküz adi pislik 😡😡
BeğenBeğen
-
Harun ağa nin kafasını kırmak vardı
BeğenBeğen
-
Zerda sen kendini nasıl ateşlere attın böyle? Yazarım Karun dan da okusak neler hissettiğini. Tam bir odun ama duyguları var mı yok mu öğrenirdik🤭
BeğenBeğen
Bölüm hakkında ne düşünüyorsun?