“İnlemeden kaç dakika dayanabilirsin?”

***

Derin bir nefes alıp, “Yapmayacağın iş değil ağam.” dedim. Sesim sandığımdan daha imalı çıkmıştı.

Arkama bile bakmadan yanından geçip odadan çıktım.

Merdivenlere yönelirken içimde garip bir his dolaşıyordu. Resmen Karun Ağa’ya trip atmıştım.

Hem de boş bir trip.

Adam daha ne olduğunu bile anlamamıştır şimdi. Büyük ihtimalle o çatık kaşlarıyla arkamdan bakıp neye uğradığını sorguluyordu.

Hala dudaklarım karıncalanıyordu. Sabah sabah gelip insanın aklını alıp sonra hiçbir şey olmamış gibi banyoya gidiyordu bir de.

Tam merdivenlerden ikinci kata indiğim sırada dün gece uyuduğu odadan çıkan Ceylan’la göz göze geldim.

Bir anda durduk ikimiz de.

Bakışları önce yüzümde dolaştı, sonra geldiğim merdivenlere kaydı.

“Nerden böyle?” diye sorunca, son basamaktan da inip, durdurup ona baktım.

İçimdeki inat yine dürttü beni.

“Karun Ağa’nın odasından.” dedim özellikle vurgulayarak.

Ceylan’ın yüzü anında değişti.

“Sabahın köründe ne işin var nişanlı bir adamın odasında?” diye sordu nefretle.

Tam cevap verecektim ki yukarıdan gelen sert sesle ikimiz de başımızı kaldırdık.

“Ben istedim! Sorun mu var?”

Karun.

Üstü çıplak halde taş trabzana yaslanmış bize bakıyordu. Saçları hafif dağınıktı. Daha yeni uyanmış haliyle bile insanın aklını karıştırıyordu.

Ama asıl sinirimi bozan şey…

Ceylan’ın gözlerinin direkt Karun’un bedenine kayması oldu.

Yaa! Niye kadının saçını başını yolasım geldi şimdi benim?

Ceylan’ın yüzündeki renk anında soldu.

“Y-yok ağam…” dedi telaşla. “Estağfurullah.”

Karun’un bakışları hala sertti ama bir şey demeden gitti. İnsan o gözlerin altında itiraz etmeye cesaret edemezdi zaten.

Bir de ne ara peşimden çıkmıştı?

Gözü her yerde maşallah.

Başımı eğip Ceylan’a baktım. Yanaklarını sinirle havayla doldurup tekrar odasına girdi.

İçimden sinsice gülümsedim. Böyle mort olursun işte.

Hiç umursamadan merdivenlerden inmeye devam ettim. Konağın mutfağına geçip kahvaltılıkları hazırlamaya başladım ama elim iş yapsa da aklım tamamen başka yerdeydi.

Karun bir katildi…

Ben onun gizli karısıydım…

Ceylan onun nişanlısıydı…

Cihangir’le eskiden dosttu…

Kafamın içi birbirine girmişti resmen. Bir de üstüne o ses kayıt cihazları hala ortada yoktu.

Sinirle bıçağı masaya bıraktım.

O adamı artık arama zamanı gelmişti.

Hızlı adımlarla odama geçip telefonu yatağın üstünden aldım. İnternetten bulduğum o mağaza sahibinin numarasını aradım.

Telefon kulağımdayken ayağımı sinirle yere vuruyordum. Sonra o mekanik ses duyuldu.

“V*****a kayıtlı böyle bir numara bulunmamaktadır.”

Kalbim bir anda hızlandı. Nasıl yoktu?! Adamla bizzat konuşmuştum ben!

Kaşlarımı çatıp tekrar aradım.

Aynı ses. Bir daha… Bir daha… Ama sonuç hep aynıydı. Sinirle telefonu yatağın üstüne fırlattım.

“Allah belanı versin!” diye söylendim kendi kendime.

Dolandırıldım. Tebrik ederim Zerda… Sana da bu yakışırdı zaten.

Karttaki bütün paramı da adama göndermiştim.

Düşündükçe sinirden içim daralıyordu. Çünkü o para öyle rastgele bir para değildi.

Ben onu geleceğim için biriktiriyordum. Yeni bir hayat kurmak için…

Her ne kadar Karun bana o gece geceliği giymem karşılığında valiz dolusu para vermiş olsa da, o paraya elim gitmiyordu. Sanki harcasam gerçekten onun kadını olmuşum gibi hissedecektim.

O para benim değildi. Ama şimdi kendi param da gitmişti.

Ee ne yapacaktım ben şimdi? Nasıl delil toplayacaktım?

Sinirle saçlarımın arasına parmaklarımı geçirdim. Başım zonkluyordu resmen.

Cidden ağabeyimin intikamını alacağım diye her şeyi elime yüzüme bulaştırmıştım.

Ama yine de vazgeçmeyecektim. Ben ağabeyimi tanıyordum.

O intihar edecek biri değildi. Öldürüldü.

Adım kadar emindim buna. Ve o kişiye ceza verilmezse… Ben verecektim.

Kanını yerde bırakmayacaktım.

Tam odadan çıkacakken adımlarım yavaşladı. Bir anda aklıma kahvaltı masası geldi.

Asiye yenge kesin yine bir şeyler diyecekti. “Gelinim” diye tutturacaktı.

Karun da sinirlenecekti.

Sonrası… Yok. Hayır. Buna izin veremezdim.

Derin bir nefes verip tekrar yatağa döndüm. Zaten bütün gece doğru düzgün uyumamıştım. Başım ağırlaşıyordu.

“Biraz uzanayım…” diye mırıldanıp yatağa bıraktım kendimi.

Daha gözümü kapatmamla bedenim gevşedi resmen.

***

Kolumdan birinin sertçe sarsmasıyla korkarak doğruldum. Nefesim bir anda hızlandı. Gözlerimi açar açmaz karşımdaki Hicran ve Gülşah’ı görünce elim direkt göğsüme gitti.

Allah’ım… Ödüm koptu resmen.

“Oh biz çalışalım, hanımefendi uyusun.” diyerek Hicran laf sokunca, yüzümü iki elimin arasına aldım. Başım hala sersem gibiydi. Derin bir nefes çekip ellerimi yüzümden çektim.

Korkmuştum. Hem de ciddi ciddi. Kalbim hala hızlı atıyordu.

“Kusura bakmayın kızlar…” dedim yorgun bir sesle. “İçim geçmiş.”

Saçlarım dağılmıştı. Gözlerim uykudan yanıyordu resmen.

Tam tekrar yastığa gömülecektim ki Gülşah heyecanlı haliyle gelip yanıma oturdu. Yatağın hafif çökmesiyle ona baktım.

“Boşver onu.” dedi. “Sana iyi haber getirdik.”

Kaşlarımı hafif çattım. Ne haberi olabilirdi ki?

Gülşah heyecanla Hicran’a bakınca, Hicran dudaklarını kıvırıp devam etti.

“Biz dün çok çalıştık ya…” dedi gururlu bir sesle. “Fırat Ağa’nın gözüne girmişiz. Bugün izinliyiz!”

Sonra cebinden çıkardığı paraları direkt kucağıma bıraktı.

Paralar dizlerimin üstüne dağılırken birkaç saniye boş boş baktım sadece.

“Bu da senin maaşın.”

Parmaklarımla paraları toplarken içim garip oldu bir an. Dolandırıldığım gerçeği yüzünden, para konusu sinirimi bozuyordu artık.

“Hadi kalk giyin.” dedi Gülşah omzuma vurup. “Çarşıya gidelim.”

Yorgunca tekrar yastığa gömüldüm.

“Madem izinliyiz, o zaman ben uyuyayım.” dedim gözlerimi kapatarak.

Tam battaniyeyi üzerime çekecektim ki Gülşah anında kolumdan tutup beni tekrar doğrulttu.

“Olmaz!” dedi itiraz kabul etmeyerek. “Kız kıza gezeceğiz.”

Of… Başımı düşürüp gözlerimi kapattım birkaç saniye. Bunlar beni rahat bırakmayacaktı belli ki.

Hicran’da başımda kollarını bağlamış sırıtıyordu.

“Zaten yüzün çökmüş.” dedi. “Biraz dolaşırsın açılırsın.” İçimden söylene söylene sonunda pes ettim.

“Tamam ya…” dedim isteksizce. “Geliyorum.”

Gülşah sevinçle alkış yapar gibi ellerini birbirine vurunca göz devirdim.

Odadan çıkarlarken başımı çevirip saate baktım. Ve gözlerim bir anda büyüdü.

Öğlen üçe geliyordu.

“Oha…” diye mırıldandım kendi kendime. Ben bayağı bayağı ölü gibi uyumuşum.

Ayağa kalkıp dolabın kapağını açtım. İçinden en sevdiğim elbiseyi çıkarırken dudaklarım hafif kıvrıldı.

Pembe, dizimin biraz altında biten bir elbiseydi. Üzerine serpiştirilmiş küçük kiraz çiçekleri vardı. Kumaşı hafifti, tam yazlık.

Babam doğum günümde almıştı bana. Elbiseyi üzerime geçirirken içim bir an burkuldu.

“Canım babam…”

Bir anlığına köydeki evimiz gözümün önüne geldi. Babamın o mahcup hali… Elbiseyi verirken yüzündeki gurur…

Boğazımdaki düğümü bastırıp aynanın karşısına geçtim.

Saçlarımı sola tarayıp yandan ördüm. Fazla uğraşmadım zaten. Sonra küçük parlatıcımı çıkarıp dudaklarıma hafifçe sürdüm.

Dudaklarım ışıkta daha canlı görünmeye başlamıştı.

Ardından maskaramı kirpiklerime sürdüm.

Hepsi buydu. Zaten öyle ağır makyajlardan anlamazdım. Ne eyeliner çekmeyi bilirdim ne fondöten sürmeyi.

Doğal haliyle bırakıyordum genelde. Peçemi takacağım içinde gerek yoktu.

Aynada kendime son kez bakıp odadan çıktım. Kızların odasına girdiğimde hala hazırlanıyorlardı.

Biri saçını yapıyordu, biri kıyafet değiştiriyordu. Oda dağınıklıktan geçilmiyordu resmen.

“Çarşıya gidiyoruz, düğüne değil.” dedim Gülşah’ın yatağına oturup.

Songül bana dönüp göz devirdi.

“Sus kız, sen ne anlarsın.”

“Misafirler gitti mi?” diye sordum yorgun bir sesle. Hala tam ayılamamıştım çünkü.

“Evet.” dedi Hicran aynadan dudak boyasını sürerken.

“Köye gitmek için yola çıktılar.” Sonra sinsice sırıtıp ekledi. “Ceylan hariç. O Karun Ağa’yla düğün alışverişine çıktı.”

Parmaklarım istemsizce altımdaki yorganı sıktı. Demek ciddi bu işte. Gerçekten o kızla evlenecekti.

İçime garip bir sıkıntı çöktü bir anda.

Ceylan’ın da sonunun diğerleri gibi olacağını bilmek, garip bir duyguydu.

“Asiye yenge de sordu seni.” dedi Hicran bu kez. “Gelinim nerede diye.”

Başımı kaldırıp ona baktım.

“Uyuyor deyince daha da kurcalamadı.”

İçimden derin bir oh çektim. İyi bari. Ben gelip uyandırmasını beklerdim o kadından.

Tam rahatlayacaktım ki Songül yine çenesini açtı.

“Ama bir şey diyeyim Zerdo…” dedi kahkahayla. “Sen turnayı gözünden vurdun kızım.”

Kaşlarımı çattım.

“Cihangir Ağa dehşet bir şey!” dedi dramatik dramatik.

“Biz Karun Ağa’ya yar olursun sanıyorduk ama Cihangir varmış nasipte.”

İkisi bir anda gülüşmeye başlayınca yüzüme boş boş baktım.

Tövbe yarabbim.

Ben neyin derdindeyim, bunlar neyin kafasında?

Sonunda hazırlanabildiklerinde hep beraber çıktık konaktan. Doğrudan çarşıya indik.

Mardin’in taş sokakları insan kaynıyordu. Baharat kokuları, bağıran esnaf sesleri, kuyumcuların camlarından vuran ışıklar… Her yer karmakarışıktı ama bir yandan da güzeldi.

Kızlar mağaza mağaza dolaşırken ben de peşlerinden sürükleniyordum resmen.

Bir mağazanın içinde kıyafetlere bakarken Hicran bir anda elime haki yeşili bir elbise tutuşturdu.

“Kız Zerdo! Bak bu sana çok yakışır.” Elbiseyi önüme tutup baktım.

Gerçekten güzeldi. Bel kısmı oturuyordu, eteği hafif dökümlüydü.

Etiketine baktığım anda gözlerim açıldı.

“1.500 mü?!” Şokla tekrar etikete baktım.

“Bu ne kız, hint kumaşı mı?” Kızlar gülmeye başladı.

“Çok pahalı. Kalsın” deyip elbiseyi hemen eski yerine astım.

Sonra iç çamaşırı bölümüne geçtik.

Benim de yanıma aldığım şeyler azdı zaten. Köyden apar topar çıkınca çoğu eşyam orada kalmıştı.

Bir iki sütyenle külot almam gerekiyordu. Tam askılara bakarken Gülşah eline aldığı geceliği bize doğru kaldırdı.

“Ay bu çok güzel!”

Gözlerimi kısmış şekilde baktım. İncecik, dantelli bir şeydi.

“Başı neresi?” dedim dalga geçerek.

“Sen ne bilirsin cahil.” dedi Songül. Omuz silktim ona.

“Giyeceğin kocan bile yok.”

“Çeyizime alıyorum zaten!” dedi Gülşah hemen.

Hicran da onu destekledi.

“Ay evet. Ben de alayım. Çeyizimde yoktu.”

Çeyiz… Bir anda içim sessizce burkuldu. Benim de çeyizim vardı. Annem kendi elleriyle işlemişti çoğunu. Örtüler, yastıklar, danteller… Kokusu bile hala burnumdaydı sanki.

Tabii gecelik hariç.

Tam dalmış gitmişken Gülşah’ın sesiyle kendime geldim.

“Zerda, sen bunu giysen Cihangir Ağa kudurur.” Elime tutuşturduğu kırmızı geceliğe baktım.

İncecik dantelleri vardı. Fazla iddialıydı bana göre.

“Hımm yok.” dedim umursamaz görünmeye çalışarak.

“Al al.” dedi Gülşah heyecanla. “Sana çeyiz hediyem. Parasını ben ödeyeceğim.”

Elimdeki geceliğe tekrar baktım. Nedense aklıma direkt Karun geldi. O da buna benzerini bana giydirtmişti ama bana bakmamıştı hiç.

“Ya bacım al şunu ya.” dedim elimdeki kırmızı geceliğe bakıp yüzümü buruşturarak. Utanıyordum bide üstüne.

“Vallahi alacaksın.” diye diretti ikisi birden.

Hicran resmen elimden bırakmama izin vermiyordu geceliği. Gülşah arkadan gaz veriyordu.

“Bir insan niye zorla gecelik aldırır ya?” diye söylenirken onlar daha çok eğleniyordu.

En sonunda pes ettim. “Tamam tamam!” dedim sinirle. “Alıyorum işte.”

Külot reyonuna geçtiğimizde bu sefer kendime sade şeyler bakmaya başladım. Düz renk, normal külotlardan alıyordum.

Rahatlık önemliydi sonuçta.

Tam birkaç tane seçmişken Hicran elimden tuttu.

“Kız çocuk musun sen?” dedi gözlerini devirerek.

“Alsana şunlardan.” Elindekine baktığım anda kaşım havalandı. Tangaydı.

Hem de ip kadar bir şey.

“Sen giyiyor musun onları?” dedim gerçekten merak ederek.

“Çatalının arasına girmiyor mu?”

Bir an sustu. Sonra birden kahkahayı patlattı.

“Ara sıra giyiyorum.” dedi Hicran gülmeye bir son verip. “Püfür püfür.”

Gülerek başımı iki yana salladım.

“Yok benlik değil.”

Bu ikisi, adamı yoldan çıkarmak için üretilmiş resmen.

Onlar hala gecelik reyonunda kendi aralarında konuşurken ben sütyen kısmına geçtim.

Ama hepsi dantelli. Hepsi gösterişli. Adam akıllı sade bir şey yoktu ki.

Ben mecbur muyum bunları giymeye?

Askıları karıştırırken toz pembe bir tane dikkatimi çekti. Diğerlerine göre daha sade görünüyordu. Yine danteldi ama tatlıydı.

Elimi uzatıp askıdan aldım. Tam bedenine bakıyordum ki arkamdan gelen sesle irkilip başımı çevirdim.

“Burada kimleri görüyorum?”

Sesin sahibini görünce yüzüm düştü. Ceylan. Ve yanında Karun.

“Muhteşem yanaşmalar.”

Ceylan’ın alaycı sesi mağazanın içinde yankılanırken gözlerim istemsizce Karun’a kaydı.

Bakışları direkt bendeydi.

Doğru ya… Bunlar da alışverişe çıkmıştı. Tamamen unutmuşum.

Ceylan hiç beklemeden yanıma geldi. Gözleri elimde tuttuğum sade külotlara kayınca dudakları küçümseyerek kıvrıldı.

“Cidden mi Zerda?” Alay ederek güldü.

“Sana bir görümce tavsiyesi…” dedi sesini düşürüp. “Ağabeyimi bunlarla etkileyeceğini sanmıyorum.”

Bir an elimdekilere baktım. Sonra tekrar ona. İçimde sinir yerine garip bir inat yükseldi.

Dudaklarım hafif kıvrıldı.

“Fiziğimin çekiciliğine güveniyorum diyelim Ceylan’cım.” dedim gözlerimi hafif kısıp.

Yüzündeki ifade anında bozuldu.

Tam istediğim gibi.

Karun’un bakışlarını üzerimde hissediyordum ama dönüp ona bakmadım.

Ceylan sinirle yanımdan geçip direkt Karun’un yanına gitti. Eline aldığı gecelikleri ona göstermeye başladı.

Allah’ım…

Bu kızın utanma duygusu gerçekten yoktu.

Ben ise resmen kocamı, nişanlısıyla gecelik seçerken izliyordum.

İçime saçma sapan bir his oturdu bir anda.

Sinir mi?

Kıskançlık mı?

Yoksa mide bulantısı mı?

Ben bile anlamadım.

Oradan uzaklaşmam gerektiğini hissedince hızla Hicran’a döndüm.

“Senin gösterdiğin elbise içimde kaldı.” dedim.

“Onu bir deneyip geleceğim.”

“Tamam!” dedi Hicran heyecanla. “Giy… ama buraya gel görelim üzerinde.”

Başımı sallayıp, Karun’un yanından umursamazca geçip askılıktan o haki rengi elbiseyi alarak kabinlerin olduğu tarafa yürüdüm.

Ama sırtımda hala Karun’un bakışlarını hissediyordum.

Kabine girer girmez perdeyi sertçe çekip kapattım. Elimdekileri askıya takıp, içerideki küçücük tabureye oturduğum anda derin bir nefes verdim.

Sinirlerim bozulmuştu. Hem de fena halde.

Ne yani şimdi…

Ceylan o gecelikleri giyip Karun’un karşısına mı çıkacaktı?

Gözümün önüne gelince yüzümü buruşturdum sinirle.

Of sanane Zerda! Zaten adamla işin yok senin. Boşanacaksın ondan.

O senin gerçek kocan değil!

Kendi kendime söylenirken hırsla ayağa kalktım. Haki yeşili elbiseyi üzerime geçirip fermuarını çektim.

Aynaya baktığım anda birkaç saniye durdum. Elbise üzerime tam oturmuştu.

Belimi ince gösteriyordu. Kumaşı da tenime güzel oturmuştu gerçekten.

Eteğini hafif düzeltip kabinden çıktım.

İçimden tek dua ediyordum. İnşallah Karun ve Ceylan gitmiştir.

Ama kızların yanına yürüdüğüm anda gözüm direkt mağazanın ortasına kaydı.

Karun hala oradaydı.

Müşteriler için konulan oturma grubundaki tekli koltuğa kurulmuştu. Bacaklarını hafif açmış, telefonla konuşuyordu. Üstündeki siyah gömleğin birkaç düğmesi açıktı.

Kaşları yine çatılmıştı. Bir elini koltuğun kenarına yaslamıştı.

Bakışları bir anlığına bana kayınca gözlerimi hemen ondan çektim. Sanki bakınca bile geriliyordum artık.

Kızların yanına gidip eteğimi iki elimle hafifçe tutarak döndürdüm.

“Nasıl olmuş?”

“Valla müthiş olmuş!” dedi Songül direkt.

“Kesinlikle bacım. Ben de bayıldım.” dedi Hicran.

İkisi de beğeniyle bana bakıyordu. Yan taraftaki çalışan kız bile gülümseyerek yaklaştı.

“Hanımefendi gerçekten size çok yakıştı.” dedi içten bir sesle.

“Çok kişi denedi ama böylesine taşıyan olmadı.” İstemsizce hafif sırttım.

“Teşekkür ediyorum.”

Tam o sırada gözüm Ceylan’a kaydı. Beni baştan aşağı süzüyordu.

O bakışlar… Resmen kibir akıyordu.

Ama yüzündeki hafif gerilmeyi görünce içimden sinsice sevindim. Kıskandı tabi cadı.

“Al onu.” dedi Hicran kesin bir dille.

“Alıyorum.” dedim çocuk gibi sevinerek. Gerçekten hoşuma gitmişti çünkü.

Elbiseyi düzeltip hızlı adımlarla fıtı fıtı tekrar kabinlere doğru yürüdüm.

İçeri girip perdeyi çektim.

Tam fermuarı açıyordum ki… Bir anda perde sertçe aralandı.

Korkuyla arkamı döndüm.

Karşımda Karun vardı.

Karun içeri girdiği gibi perdeyi arkasından çekmiş, bütün cüssesiyle önüme dikilmişti. Zaten dar olan kabin şimdi tamamen onun kokusuyla, nefesiyle dolmuştu.

Elbiseği deneyeceğim diye askılığa taktığım kırmızı geceliği görünce çene kası sertleşti. Gözleri direkt kumaşın üstünde gezdi, sonra ağır ağır yüzüme çıktı.

“Bana söylemeden niye çıkıyorsun?” dediğinde sesi yüksek değildi ama o sakin öfke daha beterdi.

Bir an geri çekilmek istedim ama arkamda tahta duvar vardı.

“İstedim ve çıktım.” dedim inatla.

Bakışları değişti. Dilini yanağının içine bastırdı sinirle. Sonra bir anda askılıktan geceliği hışımla çekip yüzüme doğru tuttu.

“Bu gecelik ne? Cihangir’e mi?”

“Ceylan’ın seçtiklerinden daha kapalı en azından.” dedim alayla.

O an gözlerinde öyle bir şey parladı ki içim ürperdi. Bir adım attı.

Ben refleksle geri çekildim ama kaçacak yer yoktu zaten. Dizlerim kabinin küçük taburesine çarptı.

“Nişanlımla gecelik bakıyorum diye zoruna mı gitti karıcım?” dediğinde nefesi yüzüme vuruyordu artık.

“Karıcım” derken özellikle bastırıyordu o kelimeye. Sanki sinirlendikçe daha çok hoşuna gidiyordu beni sahiplenmek.

“Midem bulandı sadece.” dedim omuzlarını itmeye çalışarak. “Bir insan hem nişanlı olup hem başka kadının kabinine dalmaz.”

Kaşlarından biri kalktı.

Kalbim bir an tekledi.

Sinirle bakışlarımı kaçırıp, “Çık da giyineyim ağam.” dedim.

Çıkmayacağını biliyordum. O da biliyordu. Ama bir umut işte.

Birkaç saniye yüzüme baktı sadece. Sonra dönüp karşı tahta duvara yaslandı. Kollarını göğsünde bağladı.

“Giyin güzelim.” dedi dümdüz.

Sinirden burnumdan nefes verdim. Adam resmen kabinin içinde nöbet tutuyordu. Bide güzelim diyor utanmaz, ahlaksız!

Mecburen ona sırtımı döndüm.

Elbiseyi omuzlarımdan sıyırırken tenime serinlik vurdu. Kumaş bacaklarımdan aşağı kayarken eğilip çıkarmam gerekti.

Tam eğildiğim anda kalçam istemeden dizine çarptı. Bir saniyelik sessizlik oldu. Eyvah Eyvah… uyuyan devi uyandırdım.

Sonra aniden iri eli direkt kalçama kapandı.

Nefesim yarıda kesildi. Karun beni kendine doğru çekince sırtım sert göğsüne yaslandı. O sıcaklık anında bedenime yayıldı.

“Ağam…” dedim uyarır gibi ama sesim fazla zayıf çıkmıştı. Başını eğip çıplak omzuma dudaklarını bastırdı.

Bir öpücük. Sonra bir tane daha.

Dudakları tenimde ağır ağır gezinirken bütün kaslarım geriliyordu.

“Seni kıskanırken izlemek…” dedi kulağımın dibinde boğuk bir sesle. “Çok hoşuma gidiyor.”

Şeytan adam! Ben amacını zaten anlamıştım ama ondan bu itirafı beklemiyordum.

“K-kıskanmıyorum.” dedim hemen titrek bir nefes vererek..

“Şu titreyen nefesin bile beni delirtiyor…”

Belimdeki bir eli yukarı yavaşça çıkıp, sütyenin içinden taşan göğsümü sıkınca dudağımı ısırdım. Ayağımı diğer ayağıma sürtüm.

“Seni burada s*ksem…” dedi dişlerinin arasından. “İnlemeden kaç dakika dayanabilirsin?”

Nefesi kulağımın dibine vururken, belimdeki parmakları yavaşça sıkıldı. Sanki cevabımı değil… bedenimin nasıl tepki vereceğini bekliyordu.

Gözlerim istemsizce büyüdü.

Kabinin içi zaten sıcaktı ama şimdi nefes almak bile zorlaşmıştı.

Karun burnunu saçlarımın arasına gömüp derin nefes alınca içim huzursuzca ürperdi. Sanki kokumu içine çekmek bile adamın sabrını bozuyordu.

“Karun Ağa…” dedim bu kez daha ciddi. “Bırak beni.”

Ama ellerim onun bileklerine gitse bile gerçekten itemiyordum. Güçlüydü. Ve asıl korkum… beni bırakmamasıydı.

***

Karun Ağa kendini zor tutuyor… sözde o sana uymaz demişti bir ara Zerda’ya. 😂 Gördük uymadığını ağammm!🙈 Yorumlarınızı merakla bekliyorum hatunlar, yorumsuz geçmeyin.🔥

““İnlemeden kaç dakika dayanabilirsin?”” öğesine 31 yanıt

Bölüm hakkında ne düşünüyorsun?

  1.  Avatar
    Anonim

    lütfen zerda hemen öğrensin karunun masum olduğunu işler kötüleşmesin lütfen

    Beğen

  2.  Avatar
    Anonim

    Karun ayağına sıkıyor

    Beğen

  3.  Avatar
    Anonim

    ahahahah çok güzel bir bölümdü 😂

    Beğen

  4.  Avatar
    Anonim

    çooook güzel bölümdü eline saglık

    Beğen

  5.  Avatar
    Anonim

    adi fFırat herşeyin daha boktan yaptı

    Beğen

  6.  Avatar
    Anonim

    ama karuncum simdi sadece kıskanan zerda değil kii sende kıskanıyorsun 😁

    Beğen

  7.  Avatar
    Anonim

    olaylar ne zaman ortaya çıkacak merak ediyorum yaa

    Beğen

  8.  Avatar
    Anonim

    Harika bı bölüm olmuş emeğine saglik

    Beğen

  9.  Avatar
    Anonim

    şu zerdanın karuna laf sokmalarına bayılıyorum ,😍

    Beğen

  10.  Avatar
    Anonim

    ellerine sağlık yazarım 🥰

    Beğen

  11.  Avatar
    Anonim

    Harikaa olmuş emeğine sağlık bitanemiz yazarımız

    Beğen

  12.  Avatar
    Anonim

    Karun Ağa gitmee Karun Ağa gidiyorr hdjsjsj seni kimse tutamaz ağam 😉

    Beğen

  13.  Avatar
    Anonim

    kqrun6ve Zerda vuslatı ne zamannnn

    Beğen

  14.  Avatar
    Anonim

    Şu Ceylan ve cihangir olayi çözülsün ya sıkıyolar

    Beğen

  15.  Avatar
    Anonim

    ellerine sağlık… Hayırlı bayramlar ❤️

    Beğen

  16.  Avatar
    Anonim

    ❤️‍🔥

    Beğen

  17. magnificentprofoundly67b4ab523b Avatar
    magnificentprofoundly67b4ab523b

    Ceylanada sinir olmaya başladım inş evlenemez karunla.fırat ağanın yaptıklarıda ortaya çıkar inş

    Beğen

  18. magnificentprofoundly67b4ab523b Avatar
    magnificentprofoundly67b4ab523b

    Emeğinize sağlık çok güzeldi

    Beğen

  19.  Avatar
    Anonim

    Ellerine sağlık yazarim yine çok gzl bir bölümdü ama merak ediyrm Karun babasinn pisliklerini ne zmn ogrencek

    Beğen

  20.  Avatar
    Anonim

    o değil de düşünsene bunlar bu haldeyken ceylan kabini açıyor amma olur🤭🤭🤭

    Beğen

  21.  Avatar
    Anonim

    karun zerdayı deliye çeviriyor iki deli bir araya gelmemeliydi 😂😂😂😂 o ceylan kıskanıyor diğeri Cihangir den

    Beğen

  22.  Avatar
    Anonim

    kısa turuncu yazarım ya hayırlı bayramlar bu arada karun ağayı kıskandır bir güzel bence

    Beğen

  23.  Avatar
    Anonim

    harika bölümmmm

    Beğen

  24.  Avatar
    Anonim

    elinize sağlık

    Beğen

  25.  Avatar
    Anonim

    oldukça keyifli ve eğlencelibir bölüm gülerek okudum elinize sağlık 🥰

    Beğen

  26.  Avatar
    Anonim

    Karun’cum Zerda’cım diye diye yanarsın işte böyle

    Beğen

  27.  Avatar
    Anonim

    off offf çok güzel bir bölümdü ateş ediyordu resmen

    Çerez niyetine misss❤️❤️

    Beğen

  28.  Avatar
    Anonim

    cok güzeldi eline emeğine sağlık

    Beğen

  29. almostswimminga4913dc9a0 Avatar
    almostswimminga4913dc9a0

    ayy çok güzel bölüm tam bayram sekeri oldu bize 🩶

    Beğen

  30.  Avatar
    Anonim

    Oyy o neydiii

    Beğen

    1. Emir Berke Kurt Avatar
      Emir Berke Kurt

      Ceylan la evlenmesin lütfen kuma olmasın Zerda mutlu olsun birsekilde nişan işi bozulsun Karun zerdaya aşık olsun

      Beğen