Prangasız Sev Beni
***
Herdem Ağabey beni yatağa dikkatle bıraktığında, kollarımı yavaşça üzerinden çözüp sırtımı yumuşak yastığa dayadım. Gözlerimdeki o tedirginliği görüp saçlarımı şefkatle düzeltti.
“Aşağı inmem lazım benim. Aşiretler bugün baban için toplanacak güzelim. Malum, Çekdar amcam olacak o herifi öldürmek için yemin etmiş.” diyerek hafifçe sırıttı.
“Haklı olarak tabii… Sana yaşattıklarının, seni bu hale getirmesinin bedelini ödemeli.”
Bu detaydan haberim yoktu. Babamın meselesinin bugün bu kadar büyük bir boyuta taşınacağını bilmiyordum. Hiçbir şey söyleyemedim, sadece boş bakışlarla yüzüne baktım.
“Kendine iyi bak.” deyip arkasını dönerek kapıya yöneldiği an, odanın ağır kapısı gürültüyle açıldı ve Çekdar içeri girdi. İkisi burun buruna geldiğinde, aralarında çakan şimşekleri, o ölümcül gerilimi görmemek imkansızdı. Çekdar’ın üzerindeki o kara bulutlar bütün odayı sardı.
Herdem Ağabey tek kelime etmeden odadan çıkıp gözden kaybolurken, Çekdar hışımla kapıyı kapattı. Ardından keskin bakışları doğrudan bana çevrildi. Bana doğru adımladı. Damarlarındaki o zehirli öfke hala tüm hızıyla akıyordu.
“Şimdi diyeceklerimi bana tekrar söyletme, Zemheri.” dedi, sesi dişlerinin arasından tıslar gibi çıkıyordu.
“Sen benim karımsın. Kimse ama hiç kimse sana öyle dokunamaz, o yüzü bulamaz!”
Bu pervasız, buyurgan tavrı karşısında kaşlarımı çattım. Şu konuşma sorunum, kendimi anında savunmama, ona o an hak ettiği cevabı bağıra bağıra vermeme büyük bir engel oluyordu. Bu sessizlik ellerimi kollarımı bağlıyordu.
Hızla komodindeki not defterine uzandım, kalemi kağıda öfkeyle bastırarak yazdım.
“Sen hayatımda yokken, o adam bana kol kanat gerdi. O elimden tuttu! Ben ona öz ağabeyim gibi bakarken senin aklın belden aşağısına çalışıyor. İçi çürümüş olan sensin, biz değil!”
Yazdıklarımı okuduğunda, yüzünde öfkeyle karışık alaylı bir sırıtış belirdi. Bir anda üzerime doğru eğildi, yatağın iki yanına kollarını dayayıp bütün gövdesiyle üzerime kapandı; o ateş püskürten, kıskançlıktan kararmış gözlerini gözlerimin içine mıhladı.
“Sikmişim onun ağabeyliğini!” diye kükredi sesi odada yankılanırken.
“Erkek milletinin fıtratını bana mı öğreteceksin? O itin gözü sende, sen hala ‘ağabeyim’ diye saf saf dolanıyorsun ortalıkta. Kafamı attırma, kan döktürme bana!”
Yüzüme doğru iyice yaklaşarak soluduğu nefes tenimi yakarken, gözlerini bir an bile çekmeden o zehir sözleri ard arda sıraladı.
“Bir dahakine beynini dağıtmamı istemiyorsan, o piç elini uzatsa bile sen geri basacaksın! Siktiğimin sınırını sen çizeceksin bir Kandaroğlu gelini olarak, anladın mı beni?!”
Yüzüme kükremesiyle yerimden sıçradım. Korkuyla dolan gözlerimi kaçırmamak için dirensem de, içimdeki o kırılganlık çatırdadı, göz pınarlarım doldu. Ağlamamak için yanak içlerimi dişlerimle kanatırcasına ısırdım.
Benim bu korku dolu halimi gördüğü an, gözlerindeki o öfke bir saniyeliğine yerini büyük bir pişmanlığa bıraktı ama hırsına yenik düşerek yumruğunu bu kez sertçe yatağın başlığına geçirdi ve dikleşti.
“Bakalım o it baban, bugün nasıl paçayı kurtaracak elimden!” diyerek arkasını döndü ve kapıyı çarparak çıktı odadan.
O çıkar çıkmaz, tuttuğum o hıçkırık boğazımdan kurtuldu ve gözümden süzülen yaşları serbest bıraktım.
Aslında o hep böyleydi… Bu coğrafyanın kanunlarıyla yoğrulmuş, her şeyi şiddetle çözmeye yemin etmiş bir ağaydı. Ama son iki haftadır bana o kadar yumuşak, o kadar korumacı davranmıştı ki, ben onun bu keskin, can yakan o ağalık tarafını, o içindeki acımasız adamı tamamen unutmuştum.
***
-ÇEKDAR’DAN DEVAM-
Sinirle merdivenleri inerken aklım hala yukarıda, odada kalan Zemheri’deydi. Öfkemi kontrol edememiş, belki de kırmıştım onu. Ama o da beni anlamalıydı.
Fazla saf, fazla iyi niyetliydi. Karşısındaki adamın sinsi düşüncelerini, gözlerindeki o niyetleri okuyamıyordu. Ama ben görüyordum. Herdem denen o herif ona karşı boş değildi ve en küçük bir zayıflığımda, en ufak bir açığımda onu elimden koparıp almak için pusuya yattığını çok net biliyordum.
Avlunun ortasına vardığımda, bütün aşiretlerin ileri gelenleri, ağaları yerlerini almışlardı. Kalabalığın o ağır, meraklı gözleri anında bana döndü; ben adımladığımda ihtiyarlar hariç diğerleri aynı anda ayağa kalktı.
Başımı hafifçe sallayarak kısa bir selam verdim, geçip baş köşedeki yerime oturdum; onlar da benimle birlikte oturdular.
“Konağımıza şeref verdiniz ağalar, lakin kelamınızı tüketmeyin boşuna.” diye girdim konuya, kimseden çekinmeden.
“O soysuzun canını almaya yeminim var. Barış masası kurmaya geldiyseniz bilin ki o iti öyle ya da böyle bu toprağın altına sokacağım!”
Aşiret meclisinin en çok sözü dinlenen, en yaşlı ve en saygı duyulan ismi Dündar Ağa bastonuna yaslanarak ağır ağır konuştu.
“Hemen peşin hüküm verme öyle celallenip oğlum! Duyduğumuza göre başka bir kızın nişanı dururken, Serhat Ağa’nın namusuna göz koymuşsun. Töre bellidir; Serhat Ağa elbette namusunu temizleyecek, başını dik tutacaktı. Sen neyin davasını güdersin daha?”
Dündar Ağa’nın bu sözleriyle birlikte diğer ağaların arasından onaylayan homurdanmalar yükseldi. İçimdeki o sönmeyen ateş harlanırken yumruğumu masaya geçirecek gibi sıktım.
“Bana namus dersi vermeyin! Nişanı atıp kızı nikahıma alacaktım, hesabım meydandaydı! O kansız, kızımın anasını kaçırıp bedenini sakat bıraktı; dilsiz etti, topal etti! Bunun adı töre değil, alçaklıktır!”
O sırada ağaların arasından, nefretle yanan o ses yükseldi. Ozan, yani Zemheri’nin o it ağabeysi.
“Bize maval okuma Çekdar Ağa! Niyetin onu helalin etmekti madem, ne diye bacımı bize ‘kızımın sütanası’ diye tanıtıp, aynı akşam aşiretimizin başka kızına kadeh kaldırdın?” deyip karşımda sesini biraz daha yükseltti.
Bir zamanlar önümde tir tir titreyerek ilik bağlayan o pısırık herif, şimdi neye güvenir olmuş?
“Babamın canını istiyorsan buyur al… Yetmezse gel benim göğsüme sık! Ama bil ki Saymanların eli armut toplamıyor! Ne seni bu topraklarda sağ gezdiririz ne de adımızı iki paralık eden o orospu kardeşimin kanını yerde bırakırız!”
Zemheri’ye ettiği o hakaret kulağıma dolduğu an, gözüm dönmüşçesine oturduğum yerden fırladım.
“Kime orospu diyorsun lan sen?!”
Üzerine atılacakken, sağımdaki solumdaki adamlar hemen araya girip kollarımı tuttu, zorla yerimde zapt ettiler.
Dündar Ağa sertçe elini kaldırıp herkesi susturdu.
“Bu saatten sonra Zemheri kızımız, Çekdar oğlumun helalidir. Kandaroğlu ocağının namusudur! Ozan Ağa, öfkeni anlarız lakin nikahlı bir kadına böyle ithamlarla saldırmayasın. Adabımıza, töremize sığmaz!”
Sinirden soluk alıp vererek yerimde dikiliyordum. Dündar Ağa sözüne devam etti.
“Asıl meseleye gelecek olursak… Kızı almışsın, başının tacı, koynuna helal eylemişsin; geçmişin o defteri orada kapanmıştır. Kimsenin dönüp de sana bu konuda bir kelam etmeye hakkı yoktur artık. Lakin Çekdar oğlum, Serhat Ağa’nın canına göz dikmekten de vazgeçeceksin!”
Tespihini havada yavaşça sallayıp beni işaret etti.
“Öfkeni bu toprağa gömeceksin ki bu iki aşiret birbirini kırmasın. Her iki tarafın refahı, bu toprakların selameti için bu kan davası burada bitecek!”
Bu hükmü duyduğum an yerimde duramadım.
“O herifin bana da karıma da bir an olsun huzur vereceğini mi sanırsın Dündar Ağa?! Fırsatını bulduğu ilk an yarım bıraktığı işi tamamlar, karımı da çocuğumu da mezara sokar! Ben bu riski almam, o it ölecek!” diye kükredim gür sesimle.
Dündar Ağa başını iki yana salladı, gözlerindeki o yaşlı ve kararlı ferasetle konuştu.
“Merak etmeyesin oğul! Tek sana yapılmış bir ikaz sanma bunu. Aynı konuşmayı, aynı ihtarı Serhat Ağa’ya da yapacağız. Bu divan sadece sana parmak sallamadı; adalet tek taraflı işlemez! Karına değil el sürmek, gölgesi üstüne düşenin ocağını bizzat bu meclis söndürür. Töreyi çiğnemeye kalkanın karşısında bütün koca aşiretleri bulacağını Serhat Ağa da gayet iyi bilir!”
Derin, zehirli bir nefes çektim ciğerlerime. O herifi bizzat kendi ellerimle öldüremeyecektim belli ki, divanın hükmü boynumu bükmüştü ama yemin olsun ki bu dünyayı o ite zindan edecek, nefes aldıkça pişman olacağı bir hayatı tepesine yıktıracaktım.
“Dediğin gibi olsun, Dündar Ağa.” dedim dişlerimin arasından.
Verdiğim karardan duyduğu memnuniyetle hoşnutla başını salladı. Avludaki o gergin hava yavaş yavaş dağılırken, aklım hala yukarıdaki odada, benden başka kimsesi olmayan o yaralı kadındaydı.
Ağalardan bazıları dağınık adımlarla konaktan ayrılırken, yakın akrabalar ve kan bağı olanlar kalmıştı. Gece yarısına kadar avluda, o ağır havanın altında onlarla sohbet etmiş, meselenin tozu dumanı yatışana kadar konuşmuştuk.
Nihayet herkes dağıldığında, ağır adımlarla odaya döndüm. İçeri girdiğimde Zemheri her zamanki gibi loş ışıkta elindeki kitabını okuyor, Kumsal ise beşiğinde mışıl mışıl uyuyordu.
Yatağa yaklaştım ama gözleri bir an olsun bana takılmadı; bana bakmamak için öyle büyük bir direnç gösteriyordu ki kırıldığı, o darbeyi derinden aldığı her halinden belliydi.
“Merak ediyorsan eğer… karar verildi. Ne yazık ki babanı öldürmeyeceğim.” dedim, sırf benimle bir anlığına bile olsa göz teması kursun diye.
Hiçbir cevap vermedi. Sadece sabırlı ve inatçı bir hareketle kitabın bir sonraki sayfasını usulca çevirdi. Tüm odağı o lanet sayfadaydı, sanki ben odada yoktum.
“Herkes artık bu konağın gerçek hanımağası olduğunu biliyor, kimse sana kötü söz edemeyecek.” diyerek açıklamaya çalıştım ama yine hiç oralı olmadı, buz gibi bir duvar ördü aramıza.
“O Herdem iti için mi bu suratsızlığın, hala ona mı yanıyor aklın?” dedim sonunda, daha fazla kendimi tutamayarak sesimdeki o kıskanç zehri serbest bırakarak.
Mavi gözlerini yavaşça kitaptan kaldırıp doğrudan bana baktığında, içindeki o kırgın öfkeyi net bir şekilde okudum.
Derin bir nefes alıp elimi enseme attım, parmaklarımı saçlarımdan geçirerek öfkemi yatıştırmaya çalıştım.
“Sana karşı sesimin ayarını kaçırdım… Özür dilemesini bilmem ben, o dilden anlamam ama hatamın farkındayım, Zemheri. Lakin sen de beni anla be hatun!” deyip öne doğru bir adım attım.
“Yaşadığımız coğrafya belli, geçtiğimiz yangınlar belli, benim kanımın damarlarımda ne kadar delice aktığı belli! Kimse ama hiç kimse sana dokunamaz… Değil dokunmak, nefesini bile senin yakınına düşüren o adamın beynini dağıtırım ben! Benden buna göz yummamı, sessiz kalmamı sakın bekleme!”
Gözleri hala gözlerimdeydi. Ne bir kırpma ne de kaçırma vardı. Komodinin üzerindeki not defterini alıp bir şeyler yazmasını bekledim ama yapmadı, sadece baktı. Ardından yine yavaşça gözlerini kitaba indirdi.
Sinirlerim boşanacak gibi gerilirken başımı sağa sola doğru esnettim. İlla sinirlerimin üstünde dans edecekti.
Dayanamayıp yanına ulaştım, iki kolumu yatağın kenarlarına dayayarak ani bir hareketle onu iki kolumun arasına aldım. Gözleri şaşkın ama bir o kadar da çatık, isyankar bir ifadeyle yeniden beni buldu.
“Sana ne söyledi de aklını bu kadar bulandırdı?!” dedim, sesimdeki o boğuk tınıyla.
Derin, titrek bir nefes aldı. Hiç konuşmadan not defterini bana uzattığında, elinden alıp kalemle ayrılmış sayfayı açtım. Okumamı bekledi. Ben de gözlerimi o satırlara diktim.
“Söylediklerinde haklıydın… Kandaroğlu geliniysem kimse bana dokunmamalı. Peki ya sen, ağam? Sen bana bu hayatın garantisini verebilecek misin? Ben o cübbeyi sırtıma geçirdiğimde, o mahkeme salonlarına girdiğimde beni serbest bırakacak mısın? Önüme gelen davalara, elini sıktığım adamlara tahammül edebilecek misin, yoksa her köşe başında adliye koridorlarını mı basacaksın? Konaktan her çıktığımda peşime bir koruma ordusu takıp nefesimi mi keseceksin? Bana bir ömür mü vaat ediyorsun, yoksa sadece altından süslü bir zindan mı?”
Yazılanları okudukça kelimeler beynimde patladı; elimdeki defter parmaklarımın arasında gitgide buruştu. Düşüncesi bile o an damarlarımdaki kanı kaynatmaya, sinirlerimi zıplatmaya yetmişti.
“Zemheri…” dedim, sesim bu kez az önceki gibi gür ve tehditkar değil, yorgun ve kabullenmiş çıkmıştı.
“Seni bu konağa hapsetmek için getirmedim ben. O cübbeyi sırtına giyip o adliye koridorlarında yürüdüğün gün, gurur duyacağım seninle. Sadece… Alışmam zaman alacak. Seni başkasıyla görmeye, o gözlerinin başkasına değmesine alışmam zaman alacak.”
Yüzüne biraz daha eğildim, nefesimiz birbirine karışıktı.
“Senin için… Bizim için törpülerim bu huyumu, o keskin köşelerimi yok ederim. Ama sen de yanımda kalmayı bir zindan olarak görmekten vazgeç, Ağasının güzeli.”
Gözlerimin içine baktı. Uzun bir sessizliğin ardından, o inatçı başını usulca salladı.
İçimdeki o buz dağları bir anda eridi; dudaklarım zafer kazanmış gibi istemsizce kıvrıldı. Öne doğru eğilip o yumuşak, pembe dudaklarına derin ama anlık bir öpücük bastırdım ve hemen geri çekildim.
“Şimdi…” deyip yüzümü boynuna gömdüm; beni deliye döndüren o kokuyu ciğerlerimin en derin köşesine kadar çektim.
“Kaçışın yok artık hatun… Dün gece sıyrıldın elimden ama bu gece kollarımın arasında esirsin.”
Omzuma yasladığı o narin ellerini, yavaşça boynuma doğru kaydırıp parmaklarını saçlarımın arasına geçirdiğinde, içimdeki o ışığı yaktı; bunu benden kaçamayacağının, bu teslimiyeti kabul ettiğinin en net kanıtı olarak gördüm. Hiç vakit kaybetmeden, ani bir hareketle onu kucağıma aldığımda ağzından şaşkınlık ve heyecanla karışık küçük bir çığlık kaçtı.
Boynuma sıkıca tutunup bana ne yapıyorsun der gibi şaşkınlıkla bakarken, omzuna hafifçe yumruğunu geçirdi.
“Bu bela uyanırsa acımam, kapı dışarı ederim küçük hanımı! Beni evladıma karşı zalim bir baba yapma… O yüzden seni yan odaya götüreceğim.” diye fısıldadım, gözlerimdeki o arzuyu gizlemeden.
“Dün geceden beri içimde cayır cayır yanan bu ateşi bu gece söndürmesem aklımı kaçıracağım.”
Kapıya yönelip yan odaya geçtim; ardımdan kapıyı hemen kilitledim. Geniş yatağın üzerine onu narince yatırdığımda, artık damarlarımda akan o ateşle kendimi bir saniye bile dizginleyemiyordum. Bu anı, bu kadını hak edebilmek için ne savaşlar vermiştim; şimdi her şeyin tam vaktiydi.
Eğilip dudaklarına aç bir kurt gibi yapıştım; aynı anda tek elimle gömleğimin düğmelerini sabırsızlıkla söküp hızla üzerimden çıkarıp attım. Dudaklarını çekiştire çekiştire, nefesini keserek öperken, o da altımda bana o acemi ama kalbimi yerinden oynatan dokunuşlarıyla karşılık veriyordu.
Sağ elimi aşağı, göğüs dekoltesine kaydırarak beyaz geceliğine ulaştım; daha önce yarım kalan işi tamamlar gibi kumaşı tuttuğum gibi tek bir hamlede yırtıp ortadan kaldırdım. Üzerinden sabırla çıkaracak kadar tek bir saniye bile sabrım kalmamıştı.
Dudaklarını anlığına serbest bırakıp çenesinden, pürüzsüz boynundan öperek aşağıya doğru kaydım; doğrudan göğüslerinde durup sütyenini çıkarıp o şişkin, süt dolu hassas uçları açlıkla ağzıma aldım. Diğerini elimin avucuyla kavrayıp parmaklarım arasında yoğururken, gözlerimi kaldırıp doğrudan yüzüne baktım.
Alt dudağını dişlerinin arasına öyle bir sıkıştırmıştı ki, altımda zevkten ve utançtan inceden inceden kıvranıyordu.
Bu çaresiz, kadife haline içten içe sırıtarak dilimi teninde gezdirerek yavaşça aşağı indim; sıcaklığımın bıraktığı izlerle karnına, oradan da göbek deliğinin etrafında daireler çizerek dolaştım.
Gözlerimi bir an olsun o buğu bürümüş mavi gözlerinden ayırmıyordum. Onu adım adım, nefes nefese nasıl yoldan çıkardığımı izlemek kelimenin tam anlamıyla başımı döndürüyordu.
Daha da aşağıya, bacaklarının tam ortasına kaydığımda, omzuma yasladığı o yeni alçıdan çıkmış ayağını öpücüklere boğarak kasıklarına ulaştım. Hiç beklemediği o anda, dilimi incecik kumaşın üzerinden doğrudan kadınlığının üzerine bastırdığımda, teni yay gibi gerildi, beli havaya doğru büküldü.
Daha da ileri gidip ellerimle kalçalarından kavrayıp yüzüme doğru yükselttiğimde, kasılarak bacaklarını kapatmaya çalıştı; ama bacaklarını ellerimle kavrayarak aralayıp o hassas noktalarda oyalanmaya devam ettim.
Kulaklarıma dolan o kesik, her biri kalbimi delen inlemeleri arttıkça, pantolonun içinde zapt olmaya çalışan aletimin sertliği artık sabrımın son sınırını zorluyordu.
Üzerinde kalan o son narin parçayı, iç çamaşırını da parmaklarımın ucuyla kolaylıkla yırtıp burnuma götürüp koklayıp yatağın kenarına fırlattığımda, utançtan kızaran yüzüyle başını hafifçe öne eğip bana baktı.
Bu utangaçlığı, içimdeki ateşi daha da körükledi. Eğilip dilimle baştan aşağı, o hassas kıvrımları derinlemesine yaladığımda, saçlarımın arasından geçen parmakları başımı kendine doğru öyle bir bastırdı ki, bu dokunuş onun da bu zevke nasıl teslim olduğunun, ne kadar hoşuna gittiğinin en net kanıtıydı.
“Tadını nasıl özlediğimi bilemezsin, kadın.” diye fısıldadım, nefesim teninde yankılanırken; ıslaklığını, o kendine has kokusunu iştahla içime çekmeye, yalamaya devam ettim.
Bir süre orada, o daracık dünyada oyalandım.
Nefesi göğsünü patlatacak gibi hızlanmıştı. Oda sadece benim hırıltılı soluklarımla, onun ince inlemeleriyle dolmuştu. Tam zirveye ulaşacağı, o tatlı kurtuluşa varacağı esnada ani bir hareketle dilimi geri çektim.
Onu tam rahatlatacakken aniden çekilmeme şaşkınlıkla ve hafif bir sitemle, bozulmuş gibi yüzüme baktı. Gözlerindeki o mahmur isyanı görünce keyifle sırıttım ve yavaşça yüzüne doğru yükseldim.
Elimi hızla kemerime atıp tokasını çözdüğümde, o da nefesi kesilmiş bir halde hareketlerimi izliyordu. Birazdan olacakları, aklımdan nelerin geçtiğini çok iyi bildiği için göğsü hızla inip kalkıyor, nefesi daha da düzensizleşiyordu.
Pantolonu üzerimden tek bir hamleden çkarıp attığımda, üzerimde sadece siyah boxerım kalmıştı.
Gözleri doğrudan aşağıya, sabırsızlıkla kalkan o şişliğe kaydığı an, dudaklarını birbirine sıkıca bastırdı. İçimdeki o sahiplenme hissiyle gülümsedim; benim bu küçük, inatçı hatunum benden korkuyor muydu yoksa?
“Rahatla güzelim…” deyip dudaklarına üst üste, yumuşak ama aceleci öpücükler kondurdum.
Elimi hızla uzatıp boxerımı sıyırdım ve günlerdir sadece onunla yanan, onun için deliren sertliğimi avucumla kavrayıp ıslaklığına yasladım. Tamamen içine, o sıcak ve daracık dehlize doğru ittiğim o ilk an, derinlerden kopan o acı ve haz karışımı inlemeyi dudaklarına bastırdığım öpücükle hemen hapsettim.
Tamamen içini doldurduğum o saniyede, tırnaklarını omuzlarıma öyle bir geçirdi ama bu acı, yerini tarifsiz bir kudrete bıraktı.
Dudaklarımı yavaşça onunkilerden ayırdım; gözlerinin içine, o mavi denizlere bakarak kendimi geriye çekip yeniden ileri ittirerek o kesintisiz gelgitlere hızla devam ettim.
“Bana bak… Yalnızca bana!” diye hırladım, sesim nefes nefese çıkarken.
“O gece seni inleten her dokunuşun haritasını çıkardım… Şimdi o haritayı teninde yeniden çizmeden, seni soluksuz bırakmadan bu gece bitmeyecek.”
Altımda sarsıla sarsıla, inim inim inlemesi, adımı heceleyişi zihnimi tamamen bulandırıyor, aklımın sınırlarını zorluyordu.
Geçen saatlerin ardından, bu gece onu kaç kez kollarım arasında tükettiğimi, ne kadar defa bu zevkle kendimden geçtiğimi sayamaz hale gelmiştim.
Şimdiyse yatakta onu yüzüstü uzatmış, o pürüzsüz sırtını ve beyaz kalçalarını ortaya serdiği pozisyonda, parmaklarımı saçlarına dolarak başını yatağa gömüş; diğer elimle sert ve ritmik tokatlamalarla o hassas kalçalarını kızartarak gelgitlerime kaldığım yerden devam ediyordum.
Gözüm o an çıplak sırtının ince kıvrımına, kürek kemiğinin hemen altına düştü. Beyazlığının ortasında, tıpkı taç yaprakları olan narin bir çiçeği andıran o koyu doğum lekesi parlıyordu.
O gece damarlarımda akan o kör edici öfkeyle, bu kadına böyle bir tutkuyla, böyle hastalıklı bir müptelalıkla bağlanacağımı bilmediğimden gözüm lekesini bile görmemiş, zihnim o detayları umursamamıştı.
Şimdi ise… O küçük çiçek izi, bu coğrafyada adını ruhuma kazıdığım bu kadının bana ait olduğunun en sessiz mühürü gibi duruyordu karşımda.
Parmak ucumu hafifçe o çiçeği andıran lekenin üzerine bastırdığımda, bedeni hafifçe irkildi. Başımı biraz daha eğip o lekenin tam üzerini dudaklarımla mühürler gibi derin bir öpücükle tazeledim.
Başını yorganın yumuşak dokusunun içine gömmüş, nefes nefese kalmış bir halde iniltilerini boğmaya çalışıyordu. Dayanılmaz bir hazla inleyen bedenine doğru biraz daha eğildim; dolgun göğüslerini avucumda kavrayıp sıkarak doğrudan kulağının kenarına fısıldadım.
“Doyamıyorum sana. İçtikçe daha da susatan bir zehir gibisin güzelim…”
Sözümün hemen ardından elimi bir kez daha indirip kalçasına sert bir tokat indirdiğimde, boğazından kopan o tiz inilti odada yankılandı. Aslında biliyordum; ne kadar seversem seveyim, sabaha kadar baksam yine de ona doymazdım. Ama henüz yeni iyileşen, o kırılgan bedenini daha fazla zorlamak, onu bu gece tamamen tüketmek istemiyordum.
Buna rağmen içimdeki o vahşi açlık bir an olsun dinmiyordu. Kalçalarını iki yanından sıkıca kavrayıp daha da kendime çektim ve ritmi yeniden, bu kez daha sert ve tavizsiz bir hızla artırdım. Acıyla tatlı bir zevkin birbirine karıştığı o kesik inlemeleri, boğazımdan dökülen vahşi hırlamalara karışırken; en sonunda içimde biriken o son basınç dalgasıyla birlikte derin bir darbe vurarak boşaldım. Başımı geriye atıp göğsümü dolduran o yakıcı ve derin nefesi çektim içime.
İçinden yavaşça çekilip yanına, o terden sırılsıklam olmuş yatağa uzandım ve zayıf düşmüş bedenini çekip geniş göğsümün üzerine, kalbimin tam üstüne yasladım. Bütün o saatlere, ardı arkası kesilmeyen o fırtınaya rağmen içimdeki o arzu damarımda hala kor gibi yanıyordu.
Saçlarıyla oynayıp kulağına doğru eğildim, sesimdeki o yorgun ama meydan okuyan tınıyla fısıldadım.
“İstersen… devam edebilirim.”
Bunu duyar duymaz, başını yorgunluktan bayılmak üzere olan bir halde kaldırıp hemen sağa sola salladı; ‘sakın ha‘ der gibi mızmızlanması karşısında keyifle güldüm.
Onun bu bitkin ama teslim olmuş hali, içimdeki bütün o zafer hissini körüklüyor, beni her şeyden çok tatmin ediyordu. Kollarımı beline biraz daha doladım, loş ışığın ve huzurun içinde nefeslerimizin yavaşlamasına izin verdim.
Bakalım Çekdar, sevdiği kadını yanında tutmakla onu gerçekten özgür bırakmak arasındaki o ince çizgide yürümeyi öğrenebilecek mi?🔥🔥🔥
Yorum sınırı : 200 kişi
“Prangasız Sev Beni” ögesine 117 yanıt
-
Kesin herdem denen şerefsiz bir şey yapacak
-
Bence zemheri birgün o adamın teklifini kabul edecek ozamanda hamile kalicak çektardan aradan yıllar geçicek çektar zemheriyi bulacak falan filan
-
Abi yorum yapın
-
İnşallah ayrılmazlar
-
İnşallah bu saatten sonra ayrılmazlar
-
Alev alev yanıyor çekdar ağa kızı hasta hâliyle pert etti iğleşince duvardan duvara 😃
-
Yaaa bu mutluluk bozulursa gerçskten okumam sıkıyo her bölüm bir pürüz çıkıp uzaklaşmaları
-
Hahahhh yaa Çeko ağa ya bak ya Zemoş ile olacam diye Ahh zavallı Kumsalı bile çıkardı gözden ya cadı dedi. Kumsal annen geldi yaktı pabuç senin Mardin camlarında artık o derece
-
Bakalım bundan sonra nasıl olacak
-
Ooyyyyy ne bölümdü yaa çeko ağa yaktı artık sönmez bu ateş cekom muradına erdi valla ahh zemos
-
Ellerine sağlık yazarım
-
Sonunda ya💥🙈🔥 o sınırda Çekdar Ağa’nın pek yürüyceğini sanmıyorum nedense😅
-
OOO🔥🤭😉
-
Bu kadar yoruma gelmez sanırım 🙉
-
Yeni bölüm gelicek mi acaba
-
Yazarım bizi unutmayın yeni bölüm bekliyoruz 🙈
-
Çekdar ağa muradına erdi biz çıkalım kerevetine😁
-
Sabreden derviş zemherisine erermiş 😂😂😂çekdar ağamın gözü kızını bile görmüyor artık zemherinin babası ve abisi duracak gibi değil öyle hissediyorum
-
Sonunda muradına erdi ama daha çok çekeceği var belli
-
Kaossuz bölüm bünyeye yabancı geliyor 🤣
-
Yeni bölümü sabırsızlıkla bekliyorummm
-
Ulan Çekdar ağa Allahtan kız hastada azıcık dokundun🤣🤣🤣manyak herif yaaa azgın🤣🤣🔥🔥🔥
-
Oha cokselll
-
Bu nasıl ateşlş bir bölümdü yazarımm❤️🔥❤️🔥
-
Ellerıne emeğine saglık yazarım🌹❤️
-
Ayyy sonunda kavuştularrr
-
Hay maşallah
-
Yaa sonunda kavuştular umarım mutlu olurlar
-
Yahhh bensiz miii cidden
-
Cekdar ağam kavuştu gelincigine 😁
-
Çekdar az tanıdıysak onun özgürlük anlayışıyla zemoşun ki çok farklı 😔 zemoş bir iyileşsin o zaman kıskançlıkları ayyuka çıkacak ağamızın 🥺🥺
-
Yılan akrabalardan diger tarafa yorum yapamiyorum ama buraya özgürce yorum yazmak varmi daha güzel ya çekdar sen işi biliyorsun adamim o degilde inşallah hemen hamile kalmaz
-
Emeğine sağlık yazarim
-
Çekdar kıskanç bir adam ama sevdiği için de elinden geleni yapar. Bence zaman zaman delirecek ama Zemheri için değişecek.
-
Çekdarin bugüne kadarki kıskançlığı fragmandi bence şimdi tam anlamıyla sahip olduysa artık dahada artar😅
-
Vayyy yaktılar ortalığı 🤭
-
Bu kadar tutkulu severken umarım büyük bir hata yapıp Zemheri yi kaybetmezsin Çektar ağa
-
Hadi çekdar iyisin yine erdin muradına azgın kurt kız zemoş valla 3 hamile bırakır bu azgın getif seni
-
İlaç almayı unutmasinlar adamın attığı her kursunda gol olmaz ya dimi😂
-
kız çekdarrr sen korunmadın zemoş kız sen unutma bari kumsalımız küçük daha hee ilk gecede kumsalı yaptıysanız siz şimdi de gelir haa ahaha
o değilde serhat ve ozan başımıza bela kaldı sanki zemoşun annesini merak ediyoruz tatlım nerdesinnn isteyerek bırakmadın zemoşumuzu demi bize bi açıklama borçlusun ozan zemoşun abisi oluyorsa bu serhat karısını aldatmış mı oluyo yani zemoşumuzun annesiyle devrleer yandı
-
Zemherinin gerçek annesi kim acaba çok merak ediyorummm
-
Zemheri korun bak yoksa kumsala kardeş heran gelebilir
-
Eline sağlık yazarım. Alev alev yaktı bunlar ortalığı.🥹🫢🔥🔥🔥🔥
-
Ula cekdar inşallah canini yakacak birsey yapmazsin
-
Zemheri şimdi çerdarın süt annesi mi oldu benim kafam karıştı ya bildiğim kadarıyla iki insan aynı göğüsten süt içerse süt kardeş olur o zaman kumsallada kardeş olmuşlardır 😂🤭
-
Çocukları okula gönderip kahvemi alıp geldim bölümü okumaya 😂 Yine harika soluksuz okunan bir bölüm oldu benim için. Çektar rahat durmaz bu herdem zıkkımı da gene bir yerlerden hortlar gibi 🙄
-
Çekdarın o gece öfkesi neydi okuyacak mıyız yoksa kitapta geçiyordu da ben mi hatırlamıyorum
-
Bölüm yine şahaneydi yazarım ellerinize emeğinize sağlık
-
Ağam sonunda vuslata erdi🤭 artık hiç bir kuvvet onu durduramaz sabretti çapaladı ve karşılığını da aldı
-
Çekdarın öfkesine tam olarak yenik düşmeden gelip kendini açıklaması çok iyi oldu böylelikle zemheri onun hakkında kesin hüküm vermemiş olur ve çekdarın bu şekilde davranması gayet normal sonuçta yaşatıkları coğrafya ortada nasıl bir adam olduğu belli ve bir erkek olarak adamın gözlerinden anlamış biri olarak tam yerinde bir tepki. Konuşup birbirlerini ifade etmelerini sevdim zemheri de onu anlamış oldu bunun üstüne de herdemin dedikleri aklını bulandırmaz umarım
-
Harika bir bolumdu yazarim elinize saglik
-
çekdar ağam rahatladı ama adamın bir huyu vardı durulmak ne bilmiyor ki yordu kadını bu saatten sonra çeko dudurabilene aşk olsun
çekom öğrenmek zorunda yoksa zemoşşş gider biliyor bu kadar taviz vermeyen biri sadece sevdiğine kavuşmak için yapıyor -
Çektar gerçekten çabalıyor ve zemoşumuzu çok seviyor yazarım ayırmayın bu ikiliyi üstelik kumsal bu sefer ne annesiz kaldın nede babasız
Elinize emeğinize sağlık çok güzel bir bölümdü 🤗❤️🔥❤️🔥❤️🔥❤️🔥 -
Cekdar kadar rahatladim 😁🙈 kaosun yaninda birbirini bırakmayan cekdar ve zemheri olsun yazarim 🤍
-
Ne kadar zor da olsa çeko zemoşa alan tanımayı özgürce mesleğini yapabildiği güvenilir bir yaşam hakkı tanır çünkü zemoşa değer veriyo onun emeğini yok saymaz gölge gibi bir adım arkasında durur yeri geldiğinde de bi zırh gibi zemoşu ve kumsalı tüm kötülüklere karşı korur bırak herkese aslan ailesine kedi olur o zemoş
-
Çekdar, bu versiyondan çok çaba sarf ediyor. Zor olacak, olaylar olarlar olacak gibi. Ama Zemheri de bu sevdaya tutunursa, tempoyu tuttururlar. Zemheri Çeko yu istediği gibi yonlendirir bence. Gücü fark etsin Zemoş
-
Öğrensin cekdar ağa illaki sorunlar yaşarlar ama bu demek degildirki birbirlerden ayrılmaları gerekiyor.beraber de sorunları halledebilirder.zemheri fırsat buldukça kendini ona anlatması lazım ki cekdar da onu anlayıp ona göre hareket etmeye çalışması lazım birde kesinlikle babasi hakediyor
-
Hayirli ugurlu olsun ikinci bebis yolda😀🫣
-
Bunlar hamile kalabileceği ihtimalini neden hiç düşünmediler ki ilaç falan da kullanamaz emziriyor sonuçta bak ta telaşesi beni sardı 😂😂😂
-
Çekdar muradına erdi 😂
-
Herdemi çözmüş bence çekdar abiymiş ondan ilk fırsatta nikah kıyacaktı kıza bi de zemheri akıllı kız diyoruz saflık da var yani
-
Adamı deli etti volkan gibi patladı çeko🤣🤣
-
Vuslata erdiler sonunda
-
Cok guzel Bir bolum olmus
-
Bence cektar ağa güzel seviyor duygulu ama aynı zamanda vahşi, zemheri de öyle aslında naif ve yıkılmaz bir kadın birbirlerini tamamliyorlar,kendileri ile didismeyip haksızlıklarla savaş versinler bence çünkü diğer bilinen farklı ama benzer aldatma kandırma kıskançlık başka kadın yanlış anlaşılmalar eskidi bıktırdı emeğinize sağlık 👍 güzel bölüm
-
Mükemmel bir bölümdü ya
-
Aman yarabbim sonunda çektar erdi muradına yek vücut oldular işte ikisi içinde vuslat oldu ama çok güzel bölümdü yazarım ya emeğine yüreğine kalemine sağlık ❤️🥰
-
Güzel bölümdü sonunda birbirleriyle kavuşmaları kalpleriyle , ruhlarının bir olması çok güzel umarım böyle devam eder yeni bölümü sabırsızlıkla bekliyorum.
-
Çekdar bu sağı solu belli olmaz 😁
-
Çok zorlanacak ikiside evet cekdar seviyor ama sevmekle güzel sevmek arasında fark var bunu öğrenmesi lazım eline sağlık yazarım çok güzel bölümdü ❤️❤️
-
Kalemine sağlık yazarım harika bir bölümdü
-
Özgürlüğü bence Çektar aşkı için verir Zemheriye ama babası bence engel olmaya çalışır yada ikici bir çocuk planı oha bu ne güzel olur şuan kendime inanamadım
-
Daha haklı bir yorum kesinlikle yok ikinci çocuk ne güzel olur 😂😂çektar artık Zemherinin elinden kurtulamaz 😂😂çiğ çiğ yer onu
-
Offf tadından yenmez artık okumak ya mük olur👌🏻👏🏻
-
-
-
Sonunda vuslat ha şükür. Keşke bölümler biraz daha uzun olsa ve bu vuslatı keşke bir kere de zemherinin ağzından okusak mük olur ya
-
Sanki ayrılık yakın gibi 🤔
-
Vuslat sona erdi 😍😍 emegine saglik yazarım 💕
-
Köprüde gecdi gelin saç bağın düştü gelin diloy loy cekdar cekdar çalın davulları 🥁🥁🥁🥁🥁🥁
-
Bu nasıl bir bölümdü böyle sonunda muradına erdi yani emeğine saglik
-
Yüreğinize sağlık 😊🧿🙏
-
Biraz zor görünüyor özgürlük zemheri için
-
Off off yandı burlar 🫣🔥🔥🔥🔥🔥
-
İnşallah Çekdar üzmemeyi becerir ya
-
Çektara da hiç güvenmiyorum ama yapabileceği bişey yok zemoşun yontacak her kadın gibi😂😂
-
Kesinlikle Zemheri yapar bu işi
-
-
okudugum en ateşli bölüm
cekdar cidden seviyor zemheriyi bunu her bolumde ve zemherinin güvenin artmasinda cok rahat goruyoruz ama bakalim dayanabillecekler mi dış faktorleree
devam etsinnlerr
her an briri gelir diye bekledim. yaaa
-
Vayyyyy cektar ağa mıza baksen aylardır çölde susuz kalmış kaplanlar gibi saldırdı zemheri ye yanıyor buralar yazarım 🔥🔥🔥🐅🐅🐅 çok güzel bir bölümdü ellerinize sağlık yazarım yeni bölümü sabırsızlıkla bekliyorum ❤️❤️❤️🌺🌺🌺
-
Ağamız yaptı yapacağını
-
Eline sağlık
-
Yazarım sanki ayrılık olcak hisiyattına girdim sizden de beklerim
-
Ooooo
-
Sonunda Çekdar muradına erdi😀
-
Çok çektiler mutlu olsunlar ya
-
🔥🔥🔥🔥 bakalım cekdar öğrene bilecekmi parangasiz sevmeyi zorlanır bence ama seven ne yapmaz sevince herşey kolaylaşır🥰🥰🥰
-
Kesinlike katılıyorum
-
-
Kavuşsunlar ya
-
İnşallah zemheri herdemin gerçek yüzünü görür hemen
-
Onlar erdi muradina bizde sevinelim kerametinemiydi 😂😍
-
Sonunda
-
Allah bu hikayeye arka sokaklar ömrü versin inşallah amin amin amin 🤲🤲😅
-
Emeğinize Sağlık
-
Çekdar ağam sonunda muradına erdi 😂
-
Ya yazarım sen nasıl güzelsin. Kalemine yüreğine sağlık. ❤️ Yüne çok güzel bir bölüm olmuş. ❤️
-
Bölümü okurken bütün hatunların alevlendi yazarcığım herkes bu anlı 4 gözle bekliyodu🫣🤣
-
Çektar zemheri için değicek yavaş yavaş zor olucak onun için ama onu kaybetmemek için kabullenecek hadi çekdar ağam güveniyoruz sana sen yaparsın 🤣😁
-
Vallaha kavuştular eline emeğine sağlık yazarım ❤️
-
Çektar herdem ve serhat ile ilgili söylediklerinde sonuna kadar haklı hele babası olucak it adam duracağını hiç sanmıyorum
-
Öğrensin çekdar yaaa
-
Çok güzeldi umarım çok mutlu olurlar çektir sözünde durur mu bilmem ama zemherinin arkası nda dağ gibi durucak inşallah
-
Çektar sonunda vuslatına erdi vatana millete hayırlı olsun 🤣 ağam bu azgınlık ve arzuyla iyi dayanmış nasılda sömürdü zemheriyi🫣😁
-
Ne çabuk bitti bölüm ben anlamadım .
-
Alev aldı buralar 💃💃💃
-
Eğer gerçekten seviyorsa neden olmasın . Ama çektar ağa olması buna engel olabilir . Elinize sağlık yazanhatun 👍
-
Merakla bekliyorum 👏
-
Çekdar sonunda istediğini aldı rahatladı ağamız 😂😂
-
Nasıl bir yorum yapacağıma şaşırdım 🔥
-
Ayy sonunda vuslat oldu
Yorumlarınızı bekliyorummm…