“Seni becerseydim..!”
***
Ağlamaktan nemli kalan yanaklarımı hemen elimin tersiyle silip, gözlerimi birkaç kez açıp kapattım. Ağladığım anlaşılmasın diye kendimi toparlamaya çalışıyordum. Sonra peçemi düzelttim.
Derin bir nefes alıp merdivenlerden aşağı indim.
Avluda hareketlilik devam ediyordu. Herkes sedirlere geçmiş, kendi aralarında konuşuyordu. Bizim kızlar ise çoktan masayı toplamaya başlamıştı.
Hiç oyalanmadan Hicran’la Gülşah’ın yanına geçip tabakları toplamaya başladım.
Elime aldığım kirli tabakları dikkatlice üst üste dizerken göz ucuyla etrafa bakıyordum. İçimde hala tuhaf bir gerginlik vardı.
Mutfağa girip elimdeki tabakları tezgaha bıraktığımda, Hicran önündeki manzaraya bakıp ofladı.
Tezgahın üstü resmen kirli tabak, bardak ve yağlı tencerelerden görünmüyordu.
“Kız kim bunları yıkayacak?” dedi yüzünü buruşturarak.
Konağın düzeni tam olarak buydu işte. Millet yer içer, bize de savaş meydanı gibi mutfak kalırdı.
“Hal ederiz.” dedim ona gülümseyerek. “Merak etme.”
Hicran bir anda sinsice sırttı.
“Aynen yeni gelin.” dedi dalga geçer gibi. Sonra saçımın bir tutamını havaya atıp mutfaktan çıktı.
Tam onun arkasından çıkarken gözlerim merdivenlerden inen Cihangir Ağa’ya takıldı.
Bir an göz göze geldik. İçimde garip bir his oluştu.
Nasıl tanımıştı beni öyle? Hala aklım almıyordu. Çocukluk arkadaşım olan Ceylan bile beni tanımamıştı ama o tek bakışta anlamıştı.
Hem de hiçbir şey görmeden… sadece gözlerimden.
Fazla baktığımı fark ettiğim anda hemen gözlerimi çektim. Sanki yakalanmışım gibi içime bir huzursuzluk çöktü.
Elime masadaki diğer kirli tabakları alıp toplamaya devam ettim.
Tam başımı kaldırdığımda ise… Karun’u gördüm. Gözleri direkt bendeydi.
Ceylan yanında oturmuş ona bir şeyler anlatıyordu. Sürekli konuşuyor, ilgilenip duruyordu ama Karun pek oralı görünmüyordu.
Adamın dikkati tamamen bendeydi. O bakışı mideme öküz oturtuyordu resmen.
Sanki herkesin ortasında bana dokunuyormuş gibi bakıyordu vicdansız.
Tam o sırada Ceylan, Karun’un baktığı yere dönmek için başını kaldırdı.
İçime panik düştü. Hızla arkamı dönüp elimdeki tabaklarla mutfağa doğru yürüdüm.
Çünkü Karun bana böyle bakmaya devam ederse… sadece Ceylan değil, bu konaktaki herkes aramızda bir şeyler olduğunu anlayacaktı.
Sırf göz önünden kaybolmak için kendimi direkt bulaşıklara vurmuştum.
Ne kadar az görünürsem o kadar iyiydi benim için. Çünkü bu konakta bugün herkes ya bana bakıyor ya da hakkımda konuşuyordu gibi hissediyordum.
Bir de üstüne Karun’un o bakışları eklenince… insanın kafası kaldırmıyordu artık.
Tezgahın başına geçip kollarımı sıvadım. Köpüklü suyun içine ellerimi daldırırken içimden sadece sessizlik geçiyordu.
Sıra gecesi için Hicran’la Gülşah çoktan terasa çıkmıştı bile. Minderler serilecek, çaylar hazırlanacak, herkes kurulup gece yarısına kadar muhabbet edecekti kesin.
Kafamın içi düşünceden doluyken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım bile. Bir ara başımı kaldırdığımda bütün bulaşıkların bittiğini fark ettim.
Kaşlarım çatıldı. Niye bu kadar çabuk bitmişti ki şimdi? Ne güzel mutfaktan çıkmıyordum.
İçimden homurdanarak süngeri bıraktım. Bari sıra gecesi için ikramlıkları hazırlayayım dedim. Kuruyemişler, çay bardakları, tabaklar derken bir süre daha oyalandım.
Ama iş bitince dizlerimde resmen derman kalmamıştı.
Mutfaktaki sedire çöküp sırtımı duvara yasladım. Ayaklarım zonkluyordu.
Tam gözlerimi birkaç saniyeliğine kapatmıştım ki Hicran’la Gülşah mutfağa girdi. İkisi de etrafa bakıp aynı anda bana döndü.
“Kız niye tek başına yıkadın?” dedi Gülşah şaşkınca. “Bizi bekleseydin.”
Yorgun gözlerle ona baktım. Konuşmaya bile halim yoktu.
“Hal ettim işte.” dedim kısa keserek. Sesim bile bitmiş gibiydi.
Hicran önümdeki boş tezgaha baktı, sonra bana baktı.
“Sen kendini öldüreceksin bir gün.” diye söylendi ama ben oralı olmadım.
Onlar hazırladığım ikramlıkları alıp terasa taşırken, camdan misafirlere baktım.
Kocam orada nişanlısıyla keyif çatıyordu… ben burada pert oluyordum.
Şaka gibi hayat vallahi.
İşin en sinir bozucu tarafı da, teknik olarak şu konakta hanımağa olması gereken bendim. Ama herkesin hizmetini yapan yine bendim. Çünkü gizli saklı nikahla ancak bu kadar hanım oluyordun işte.
Bir süre sonra oturan ayaklandılar. Demek teras hazırlanmıştı.
Herkes yavaş yavaş yukarı çıkıyordu. Kahkahalar, ayak sesleri, konuşmalar birbirine karışıyordu.
Gidin gidin… Benim tek isteğim biraz sessizlikti zaten.
Başımı sedire yaslayıp gözlerimi kapattım. Uyku ile yorgunluk arasında gidip geliyordum artık.
Tam yine kendimden geçecektim ki Hicran’ın sesi kulaklarımda patladı.
“Kız kalk hadi!” İrkilerek gözlerimi açtım. “Asiye teyze tutturmuş ‘gelinim nerede?’ diye.”
Bir anda sinirim tepeme çıktı. Ayağımdaki terlikleri sinirle mutfağın içine doğru fırlattım.
“Bu kadın benden ne istiyor ya?!” dedim ağlamaklı çıkan sesimle.
Gerçekten tükenmiştim artık. Gülşah hiç acımadan sırttı.
“Gelinini.” dedi çok bilmiş şekilde. Gözlerimi devirdim.
“Allah Allah…” dedim dalga geçer gibi.
“Başlayacam gelinine de…” Homurdanarak ayağa kalktım. Sonra gidip terliklerimi tekrar giydim.
Terasa çıktığımda herkes çoktan yer sedirlerine kurulmuştu. Renk renk minderler, bakır tepsiler, ortadaki çeşit çeşit ikramlıklar… ortam tam bir sıra gecesine dönmüştü. Türkü sesleri loş gece havasına karışıyor, nargilelerin köz kokusu hafif hafif terasa yayılıyordu.
Gözlerim istemsizce kalabalığın içinde Karun’u aradı ama yoktu.
Başımı çevirdiğimde onu terasın daha karanlık tarafında gördüm. Şehrin ışıklarına karşı durmuştu. Bir elinde sigarası vardı, diğer elindeki telefonla biriyle konuşuyordu. Omuzları sert görünüyordu yine. Sanki şu kalabalığın içinde bile tek başınaydı.
“Gelim… gel hele.” diyen Asiye teyzenin sesiyle gözlerimi ondan çektim.
İçimden derin bir nefes geçirdim. Gelin kadar başına taş düşsün emi Asiye teyzem.
Yanlarına yürüdüğümde bana açtığı boşluğa baktım. Bir yanında kendisi vardı, diğer yanında Cihangir Ağa oturuyordu. Kaçacak yer bırakmamıştı resmen.
El mecbur oturdum. Daha doğru düzgün yerleşemeden Asiye teyze başımı tutup göğsüne yasladı. Bir an afalladım.
Ama sonra… içimde garip bir şey oldu.
O sıcaklık… o yumuşaklık… istemsizce annemin kucağını hatırlattı bana. Küçüklüğümde saçlarımı okşayışını… hasta olduğumda alnımı öpüşünü…
Bir anlığına içimdeki bütün yorgunluk çözüldü sanki. Asiye teyze saçlarımı sever gibi okşadı.
“Şu güzelliğe bak.” dedi sevgi dolu sesiyle. Sonra doğrulmama izin verdiğinde, istemsizce güldüm.
Bence bu kadının canı sıkılıyor, beni de oyuncak seçmiş.
Tam o sırada adamlardan biri ortaya geçti. Önündeki geniş leğende ince bulguru yoğurmaya başladı. Baharat kokusu daha ilk dakikadan burnuma geldiğinde gözlerim direkt oraya kaydı.
Allah’ım… Çiğ köfteye zaafım vardı benim. Hem de büyük zaaf. Adam yoğurdukça ağzımın suyu akıyordu resmen.
Derken konağa çağırılan müzisyenler, sazlarını kurup türkü söylemeye başladılar. Ağır bir Mardin türküsü terasa yayılırken herkesin sesi biraz daha yükseldi. Çay bardakları tokuşuyor, kahkahalar karışıyordu birbirine.
Tam o sırada Karun telefon konuşmasını bitirip bize doğru yürüdü. Ve beni Cihangir Ağa’nın yanında otururken gördü.
Adam resmen durduğu yerde başını yana çevirip sabır çekti.
İçimden “Bittim.” dedim direkt. Bu sabır çekişinin dönüşü bana fena patlayacaktı.
Karun kendisine ayrılan köşeye geçip oturduğunda ortamın havası değişti resmen.
Az önce rahat rahat yayılan adamlar bile duruşlarını toparladı. Sanki o oturunca herkes kendine çekidüzen vermek zorunda kalıyordu.
Hödüktü ama karizması her daim vardı.
Bir süre sonra çiğ köfte tamamen hazırlandı. Büyükçe iki servis tabağına koyup ortaya bıraktılar. Bir tabak erkeklerin tarafına, biri kadınların tarafına gitti.
Ama ikisi de bana uzaktı. Kaşlarım hafif düştü. Ben şimdi o güzelim çiğ köfteyi nasıl yiyeceğim?
Tam içimden buna üzülüyordum ki, Cihangir Ağa elini uzatıp önündeki tabaktan biraz çiğ köfte aldı. Ben onun yiyeceğini düşünürken, bana doğru uzattı.
Şaşkınca yüzüne baktım. Eli fazla havada asılı kalınca, “Al hadi.” dedi sakince.
“Teşekkür ederim ağam.” deyip elinden aldım.
Hala şaşkındım çünkü böyle ince düşünülmeye alışık değildim ben. Tabi ailem yok olduğundan beri…
“Sevdiğini biliyorum.” dediğinde tek kaşım havalandı. Çiğ köfteyi ağzıma atıp ona baktım.
“Nerden?” dedim merakla.
Kalabalık kendi içinde konuştuğu için rahat rahat konuşabiliyorduk. Kimse bize dikkat etmiyordu.
Cihangir Ağa’nın bakışları birkaç saniye yüzümde kaldı. Sonra sakin bir sesle konuştu.
“Veysel’le ne zaman şehre inseydik…” dedi. “Köye dönmeden önce mutlaka çiğ köfte alırdı.”
Dudaklarım hafif aralandı. “Senin için.” dediğinde içimde bir şey sızladı.
Ağabeyim…
Boğazım düğümlendi bir anda. Ağzımdaki çiğ köfteyi sert yuttum. Dudaklarımda buruk bir tebessüm oluştu.
“Evet…” dedim sessizce. “Benim için alırdı.”
Bir an gözlerim dolacak gibi oldu ama belli etmemeye çalıştım. Cihangir Ağa bakışlarını yüzümden ayırmadı. Sonra sesi yumuşadı.
“Sakın.” dedi güç verircesine. “Her şey yoluna girecek.”
O bunu söylerken sadece teselli etmiyordu sanki. Gerçekten söz veriyor gibiydi. Başımı küçükçe salladım. İçimdeki minnettarlığı başka türlü anlatamazdım çünkü.
Birden çalan ağır türkü kesildi. Yerine kıvrak bir oryantal müzik yayılınca kaşlarım havalandı.
Ardından iki tane dansöz ortaya çıktı. Allah Allah… bunlar nereden çıktı şimdi?
Normal dansözler gibi açık saçık değillerdi gerçi. Konağın büyükleri oturduğu için daha kapalı giyinmişlerdi ama… bu kıvırmadıkları anlamına gelmiyordu tabii. Etekler dönüyor, kemerleri şıkırdıyordu resmen.
Kadınların tarafına baktığımda kahkahayı zor tuttum.
Songül ve Nigar kocalarına öyle bakıyordu ki… eşleri dansöze bakarlarsa oracıkta boğacaklardı. Ozan ve Demir ağada kızlara bakmamak için üstün çaba harcıyorlardı.
Özellikle Songül’ün bakışları tam zehirli yılandı.
Gülmemek için hemen başımı eğdim. Vallahi ben bile korktum o bakışlardan.
Erkeklerin tarafı ise çoktan keyiflenmişti. Rakılar dolduruluyor, kahkahalar yükseliyor, bazıları alkış tutuyordu. Kadınlar da klasik şekilde dansözleri eleştiren gözlerle izliyordu.
Hiç şaşmaz zaten. Erkekler izler, kadınlar söylenir.
Ben göz ucuyla Karun’a baktığımda ise… adamın dansözle falan ilgilendiği yoktu.
Elindeki rakı şişesini neredeyse kıracak gibi sıkıyordu. Ve gözleri hala bendeydi. Hala sinirliydi.
Allah aşkına kızlara baksana be adam! Bana niye bakıyorsun?
İnat olsun diye başımı çevirdiğimde, aklıma bir anda sırtındaki yara izleri geldi.
Gerçi o… yeterince gecesini birilerine çaldırmıştı zaten.
Sırtındaki o kırbaç izlerini düşününce içimde yine garip bir huzursuzluk oluştu.
Bir kadın mı yapmıştı gerçekten? Hem de Karun gibi bir adama?
Düşündükçe sinirim bozuluyordu. Çünkü Karun daha çok kırbaç atan tarafa benziyordu. Kırbaçlanan değil.
Vallahi o kadına da helal olsun… Karun’u buna nasıl ikna etmişti acaba?
Kafamın içindeki düşünceleri dağıtmak için tekrar dansözlere baktım. Müziğin ritmi hızlanırken dansözler dönmeye başladı.
Omuzlarım istemsizce hafif oynadı ritme kapılıp. Tam kendimi bırakacaktım ki toparlandım hemen.
Kendine gel Zerda!
Birileri görse “yanaşma oynuyor” diye dillere düşersin.
Gece ilerledikçe herkesin enerjisi de düşmeye başladı. Kahkahalar ağırlaştı, konuşmalar yavaşladı. Saat neredeyse gece yarısını geçmişti.
Tam “Oh sonunda gidiyorlar.” diye içimden geçiriyordum ki, Fırat Ağa sağ olsun bombayı patlattı.
Bu saatte köy yoluna çıkmalarına razı gelmedi. Üstüne bir de ısrar ede ede burada kalmalarını teklif etti.
Onlar da naz falan yapıp, ardından kabul ettiler tabii.
Harika. Bir gecede daha bu kalabalığı çekecektik yani.
Yorgunluktan dizlerimde derman kalmamıştı ama yine de kızlarla birlikte etrafı toplamaya koyulduk.
Boş bardaklar, tabaklar, devrilen minderler… her yer savaş alanı gibiydi.
Sonra misafir odalarını hazırladık. Yorgan taşı, çarşaf ser, yastık diz…
En sonunda odama girip kapıyı kapattığımda derin bir nefes verdim.
Sessizlik… Oh be.
Hemen hızlıca ilerleyip kendimi yatağın üzerine gelişi güzel bıraktım. Ayaklarımın yarısı da yatağın dışında kalmıştı.
Yüzüm yumuşak yorgana gömülünce hafifçe sırttım. Ohh… dünya varmış.
Bacaklarım zonkluyordu. Belim desen kopmuş gibiydi. Bir insan hem yanaşma olup hem hanımağa olarak çalıştırılır mıydı ya?
Tam uykuya dalacak gibi olmuştum ki kapı açıldı. Ama gözümü bile açmadım. O kadar yorgundum işte. Kesin kızlar yine dedikoduya geldi diye düşündüm.
“Kızlar sonra sonra…” dedim yorgana gömülü bitkin sesimle.
Kapı ardından kapanınca içim rahatladı. Heh tamam gitmişlerdi.
Yanağımı yorgana sürtüp daha rahat yayıldım yatağa. Resmen kendime sarınıyordum.
Tam o sırada baldırımda hafif bir sürtünme hissettim. Kaşlarım çatıldı. Elimi uzatıp kaşıdım orayı.
Sinek mi kondu ne?
Ama birkaç saniye sonra kalçamın üstünde hissettiğim baskıyla bütün uykum kaçtı.
Çünkü… sineğin dudakları olmazdı. Gözlerim anında açıldı.
Kafamı çevirdiğimde, üzerime hafif eğilmiş duran Karun’u gördüm. Loş sarı ışığın altında yüzü yarı karanlıkta kalıyordu ama o keskin gözleri direkt üzerime saplanmıştı.
Gözlerime bakarak bir kez daha kalçama dudaklarını bastırdı.
Utanıp tam kalkacakken, eli sırtıma baskı uygulayıp kalkmamı engelledi. Yanağım tekrar yorganla buluştu.
Sırtımdaki koca kemikli eli ağır ağır aşağı kaydı. Belimde dolaştı… sonra kalçamın üzerinde durdu. Sertçe sıktığında dudaklarımı birbirine bastırdım.
“Hoşuna gidiyor değil mi kadın?” dediğinde kaşlarım hafif çatıldı. Ne için dediğini anlayamadım önce.
“Beni böyle delirtmek…” dedi kısık ama sert sesiyle. “Sabrımı zorlamak…”
Parmakları kalçamda biraz daha sertleşti.
“Sana dokunanı öldürmemi beklemek…”
İçimdeki bütün yorgunluk bir anda yok olmuştu artık. Çünkü Karun’un sesi sakindi ama o sakinlik… bağırmasından daha beterdi.
Yatak çöktüğünde üzerime bir gölge gibi kapandı. Saçlarımı yana doğru atıp açıkta kalan tenime eğildi. Dudakları enseme bastığında omuzlarım istemsizce gerildi.
“O herifin seni nasıl izlediğini…” dedi dişlerinin arasından. “Senin de ona nasıl baktığını gördüm.”
“Ağam…” deyip konuşmaya çalıştığım anda dudaklarını kulağıma değdirdi.
“Şşş…” dedi alçak sesiyle. “Konuşup sabrımla oynama.”
Burnu yanağımı hafifçe sıyırdı.
“Bu gece sana karşı zor tuttuğum şey öfkem değil sadece.”
Kalbim tekledi. Diğer tuttuğu şey neydi bilmiyordum ama öğrenmekten korkuyordum.
“O adam benim kocam olacak.” dedim boyun eğmeyerek. “Kabullen artık.”
Birden bütün ağırlığını üzerime verdi. Göğsü sırtıma tamamen yaslanırken, kulağıma eğildi.
“Seni sikmediğim için hala başkasının karısı olabileceğini düşünüyorsun.” dediğinde boğazım anında düğümlendi.
Sesi öyle sert çıkmıştı ki… içim titredi resmen.
“Seni becerseydim..!” dedi dişlerinin arasından.
“Kendimi sürekli sana hatırlatmak zorunda kalmazdım.”
Bir anda omzumdan tutup beni sertçe kendine çevirdiğinde, göğsüm sert sert inip kalkarak onun göğsüne çarpıyordu.
Bakışları yüzümde gezdi. Dudaklarımın aralanmış haline baktığında çenesi gerildi.
Sonra aniden Cihangir’in tuttuğu bileğimi kavrayıp kaldırdı.
Dudaklarını bileğimin iç kısmına sertçe bastırdığında boğazımdan istemsiz bir nefes çıktı.
Gözlerini bir an bile gözlerimden ayırmadı.
“Bu elin…” dedi öfkeyle. Baş parmağı tenimde ağır ağır gezdi. Kalbim deli gibi atmaya başladı.
“…kime ait olduğunu göstereyim mi karıcım?”
Nefesim titredi. Gerçekten korkuyordum çünkü Karun’un ne yapacağını artık kestiremiyordum…
***
Yorumlarınızı bekliyorum hatunlar…🔥🔥🔥
-
soluksuz okudum yine.. ne olur yeni bölümler çabuk gelsin🙏💐
BeğenBeğen
-
Birde hadi bu zerda cihangir ile evlendi diyelim konaktanda ayrılacak nasıl bulacak katili beyinim düşündükçe eror vermeye başladı topalanma zamanı yazarım hadi sen yaparsın😄😇
BeğenBeğen
-
o iş bende😂😂
BeğenBeğen
-
-
Bu hikaye nasıl gider bilmiyorum Zerda ve karun üzerinden gidecek ise artık katır inatlı karuna bir karar ver desin biri artık kıza olan oluyo içine ata ata hasta olacak garibim tamam çözemdi onu anladık psikolojik sıkıntında var onuda anladık iyileşmnin yoluna baksın bıraksın eziyet etmeyi artık zerdanında zamnı olmuyor ki onun yüzünden ortam dinlme yapsın sinir oluyorum biride çıkmış gelinimde gelinim diyip duruyo kadına ayrı sinir oldum
BeğenBeğen
-
-
patron çıldırdı 😅🤭
BeğenBeğen
-
kuma olayıns girme olur mu bi de cihangir üzülmesin. Katil karun çıkmasın güzel güzel ilerlesin zaten ilk bölümlerde çok ağladım yeterli bence 🥹
BeğenBeğen
-
Neden Karun gidip başkasıyla nisanlandi merak ediyorum ve resmen Zerda ya eziyet olsun diye kendi nişanını izletti eğer Zerda ile olucaksa lütfen kuma olmasın yazarım ama ceylan ile evlenicekse Zerda da Cihangir ile olup kudurtsun Karun agayi
BeğenBeğen
-
şero karun sürün sen böylr ohhhhh
BeğenBeğen
-
Karun tam bir hayal kırıklığı ya gerçekten pü
BeğenBeğen
-
Karun ruh hastası. Normâl hiç bir şey beklemeyelim. Konu biraz daha akmalı. Yine Karun un hastalıklı davranışlarına geldik. Bu döngüden çıkalım biraz. Ya afişe olsun evlilikleri yada Zerda tarafında gelişmeler. Karun un günlük hayatında da bişey bilmiyoruz. Kendine isgence ettiğini öğrendik. Bu travmayı yasayandan ne bekliyorsunuz. Yazık Zerda inşallah başka günlü severde kurtulue bu piskopattan
BeğenBeğen
-
bu Cihangir de bir bit yeniği var hadi hayırlısı ayrıca Zerda Karun okumak istiyorum yaa bölümde sadece küçük bir kısım vardı Karun bir an önce duyurmalı evliliği
BeğenBeğen
-
ellerine ve emeğine sağlık yazarım 🥰
BeğenBeğen
-
ben bu bölümde zerdaya ne çok güldüm😂
BeğenBeğen
-
-
Zerdo sen bu cihangiri kaçırma kuzum🤣
BeğenBeğen
-
Karun sen korkarsın evliliğini saklayip itiraf bile edemiyor, sonrada kıza eziyet ediyorsun. Birakta adam gibi biriyle mutlu olsun. Bence Cihangir çok iyi bir koca adayi…
BeğenBeğen
-
eline sağlık yazarcım
BeğenBeğen
-
Cihangir ağayı beğenen bir tek ben miyim 🤔
BeğenBeğen
-
tek sen değilsin bende beğeniyorum bacım ✋🏻😌
BeğenBeğen
-
-
👏👏😂
BeğenBeğen
-
Tam yerinde bitti amaa😂
BeğenBeğen
-
İstediğini elde edemezsin ya biraz daha sürünsün Vallahi Cihangir Ağayı daha çok tuttumBen hem centilmen Hem aşık hem ne istediğini biliyor
BeğenBeğen
-
Hadi de bakalım bu benim karım diye nerde aferin Cihangir ağa sen ceylanla mutlu ol
BeğenBeğen
-
zerda ile ortak noktamız ikimizinde çiğ köfteye zaafı var🥹🥹
BeğenBeğen
-
ayyyyy Allah’ım aklımı deliricem bune mükemmel heleki karunun tavırları falan yeni bölümü iple çekiyorum inşala o ipin sonu çabucak gelir
BeğenBeğen
-
kıza değil herkese göster korkak ağa
BeğenBeğen
-
-
Karun çok arka planda kalmıştı sanki kendini göstermesinin zamanı bence geldiiii 😉
BeğenBeğen
-
-
Karuna konağı yakturicaksin Zerda 😀😀
BeğenBeğen
-
ççok güzel
BeğenBeğen
-
bu ikisi bu işin içinden nasıl çıkacak merakla bekliyorum
BeğenBeğen
-
ayyyy kıskançlıktan deli oldu be 🫢🫢
BeğenBeğen
-
-
acil yeni bölüm
BeğenBeğen
-
-
vallahi harikasiniz yaa okumaktan aşırı zevk alıyorum kaleminiz harika
BeğenBeğen
-
-
elinize sağlık
BeğenBeğen
-
Ahh yazarım burda kesilirmi gözünü seveyim bir bölüm daha at
BeğenBeğen
-
karun çıldırdı..
BeğenBeğen
-
Anam o neydi gı
BeğenBeğen
-
Heyecanla devamını bekliyorum 🥰🤍
BeğenBeğen
-
ay bileğini kırmadım bu adam vallah meraktan öleceğim
BeğenBeğen
-
Zerda kendini kolla sakın karuna düşme
BeğenBeğen
-
bem cihangiri daha çok sevdimwen azindan bekar ve zerdanin nişanlısı Karun gibi başkasi ile değil
BeğenBeğen
-
ayy tırstım birazz
BeğenBeğen
-
delir Karun mustehak sana
BeğenBeğen
-
Bölümü okumak çok zevkliydi bebegim bitmesini istemedim resmen okadar güzeldi 😋🥰😍😍😍🔥🔥🔥
BeğenBeğen
-
adam sonunda patladı ne yapcgini şaşırdı ellerinize sağlık yazrm 🙂
BeğenBeğen
-
Bölüm hakkında ne düşünüyorsun?