“Uyuyarak sıyrılamasın.”
***
Zerda’dan devam…
“Cennetinde… kıyametimin kopmasına izin verme.” dediğinde, sıcak nefesi yanağımdan boynuma doğru yayıldı.
Gözlerim istemsizce kapandı. Söylediği şey sadece bir cümle değildi. Açık açık, ‘sana dokunursam hayatını altüst ederim’ diyordu.
Dudaklarının yanağıma yavaşça sürtünmesi içimi huzursuz bir titremeyle doldururken, bir anda geri çekildi. O sıcaklık çekilince üşümüş gibi oldum.
Gözlerimi açtığımda bana bakıyordu. Hem de garip bir şekilde. Bugün bu adamda bir tuhaflık vardı. Öfkesi bile farklıydı sanki.
“Kocanın suratına çubuk atacak kadar cesurdun değil mi..?” dediğinde sertçe yutkundum.
Allah kahretsin… Ben bile unutmuştum ama o unutmamıştı.
Yüzüne aval aval bakarken, bir anda çenemi kavradı. Parmakları sertti. Başımı hafif yukarı kaldırmak zorunda kaldım.
“Cevap ver.” dedi bu sefer daha tok bir sesle.
Başımı küçükçe salladım. “E-evet ağam…” dedim istemsizce.
Dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. Sanki istediği cevabı almış gibiydi.
“Dondurmayı nasıl yiyiyordun?” diye sorduğunda afalladım.
Bir an yüzüne boş boş baktım. Bu adamın kafasının içi gerçekten ayrı bir cehennemdi.
“Yala… yalayarak.” dedim sonunda. Heyecandan dilim bile birbirine girmişti.
Karun gözlerini dudaklarıma indirdi. Öyle uzun baktı ki, yüzümün ateş gibi yandığını hissettim.
Sonra başını hafif yana eğdi.
“Göster.” dedi sakin bir sesle.
İşte o sakinlik… bağırmasından daha beterdi.
“Neyi ağam?” dedim neyi kastettiğini anlayamayarak. Sesim temkinliydi ama içimde büyüyen huzursuzluk yüzüme de vuruyordu.
Karun’un dudaklarının kenarı ağır ağır kıvrıldı. O bakış… insanın içini ürperten cinstendi.
“Yalamayı.” dediğinde, kaşlarım istemsizce çatıldı.
Bir an ne diyeceğimi bilemedim. Beynim söylediği kelimeyi anlamlandırmaya çalışırken, dudaklarım afallamış bir şekilde aralandı.
“N-neyle göstereyim?” dedim şaşkınca. Sesim bile bana ait gibi çıkmamıştı. Zaten ben ona neden böyle bir şey gösterecektim ki?
Ama Karun tek kelime etmeden doğrulduğunda, içime kötü bir his çöktü. Ardından elleri kemerine giderken, kemerinin tokasının metal sesi odada yankılandı.
O küçücük ses bile yüreğimi ağzıma getirmeye yetmişti.
Gözlerimi anında ellerimle kapattım. Sanki görmezsem yaşanan şey gerçek olmayacaktı. Nefesim hızlanırken yatağın üstünde biraz daha geri kaydım.
“Yo… yo ağam lütfen.” dedim ağlamaklı çıkan sesimle. “Hazır değilim.”
Sözler ağzımdan aceleyle dökülürken kalbim göğsümü yumrukluyordu adeta.
“Hazır olacağın bir gün olacak yani?” diye sorunca, afalladım.
Ellerim hala gözlerimin üzerindeydi ama yüzüm ateş gibi yanmaya başlamıştı. Onu demek istememiştim.
“Hiçbir zaman olmayacağım.” dedim hemen toparlayarak. Sesimdeki inat korkumun arasından güçlükle sıyrılıyordu.
Fakat o sırada duyduğum kumaşın sürtünme sesi, içimdeki paniği daha da büyüttü.
Ne yapacağını bilmediğim bir adamla aynı odada sıkışıp kalmıştım.
Yutkundum.
Sonra çaresizlikle ellerimi havaya doğru sallayıp tehdit etmeye çalıştım.
“Isırırım vallahi!” dedim gözlerim hala sımsıkı kapalıyken.
Ama sesimin titremesi yüzünden, tehdidim bile korkmuş bir kedinin hırlaması gibi çıkmıştı.
“Isır güzelim.” deyip elini yanağıma yasladığında, yerimden irkildim. Gözlerim kapalı olduğu için hareketlerini görmüyordum.
“Aç gözlerini.” dediğinde, başımı hızla iki yana salladım. “Hayır… katiyen olmaz.” dediğimde, sinirle aldığı derin nefesini duymuştum.
“İkiletme beni!”
Öfkeli sesi odanın taş duvarlarında yankılanırken, korkuyla alt dudağımı dişlerimin arasına aldım. Kalbim yine hızlanmıştı. Sanki her sert konuştuğunda bedenim istemsizce geriliyordu.
Titreyen kirpiklerimin arasından tek gözümü yavaşça açıp ona baktığımda, nefesim boğazımda düğümlendi.
Üzerinde hiçbir şey yoktu… boxseri dışında.
Bir an donup kaldım. Niye soyunmuştu ki bu?
Gözlerim istemsizce aşağı kaydı. O koyu kumaşın altındaki belirgin şişkinliği fark ettiğim anda yüzüm alev aldı. Hemen gözlerimi kaçırıp tekrar yüzüne baktım ama aklım hala birkaç saniye önce gördüğüm yerdeydi.
O kadar büyük müydü ya…? Daha önce hiçbir erkeğin orasını görmemiştim.
“Niye soyundun ağam?” dedim aceleyle, düşüncelerimi bastırmaya çalışarak.
Hiç utanmadan yatağın kenarında dikilmeye devam etti.
“Yanında uyuyacağım.” dediğinde, kaşlarım çatıldı. Tabi! Bir bu eksikti.
“Böyle mi?” dedim çıplak bedenini baştan aşağı süzüp. Omuzlarından inen sert kasları, loş sarı ışığın altında daha da belirgin görünüyordu. İnsan bakmak istemeyip yine de bakardı ya… aynen öyleydi işte.
Başını hafifçe salladı.
İçimden hızlıca hesap yapmaya başladım. Hiç yoktan iyiydi. En azından sadece uyuyacaktık… değil mi?
“İyi madem, iyi geceler ağam.” dedim hemen.
Yatağın en köşesine resmen sığınıp sırtımı ona döndüm. Gözlerimi sımsıkı kapatıp uyuyormuş moduna girdim. Sadece moduna.
Çünkü o adam bu odadayken bırak uyumayı, nefes almak bile zordu.
Bir süre sessizlik oldu.
Tam rahatladığımı sanırken yatağın sağ tarafı birden çöktü. Dudaklarımı tek çizgi haline getirdim. İnanamıyorum… cidden uyuyacaktı.
Daha şaşkınlığımı atlatamadan belimi saran güçlü kol yüzünden nefesim kesildi. Sıcak bedeni sırtıma yaslanırken bütün kaslarım gerildi.
“Uyuyarak sıyrılamazsın.” dedi kulağımın dibinden.
Kaşlarım çatıldı. O ne demek şimdi?
Benimle aynı yatakta uyumasına izin bile vermişken neyden sıyrılmıştım?
“Sen dondurma yalarsın…” dedi yavaşça. “Ben seni.” Sesi bu kez daha kısık çıktı. Daha tehlikeli.
Sertçe yutkundum. İçime yayılan sıcaklık korkudan mıydı utançtan mıydı anlayamıyordum.
Tam o sırada elleri pijamamın göğüs dekoltesindeki düğmelere gitti.
İlk düğmeyi açtığında refleksle elini itmek istedim. Ama kolları beni öyle bir sardı ki… bütün cesaretim boğazıma düğümlendi.
Yerime sindim. İkinci düğme. Sonra üçüncü.
Açılan kumaşın arasından toz pembe sütyenim görünmeye başlamıştı artık. Serin hava tenime değerken utançtan kulaklarım bile yanıyordu.
Karun arkadan, üzerime daha çok eğilerek bakışlarını göğüslerimden ayırmadan konuştu.
“Bir şeyler için eğildiğinde kapat göğüslerini.” dedi boğuklaşan sesiyle. “İsteme de… eğildiğinden beridir aklım bunlarda.”
Son kelimelerle birlikte açıkta kalan omzuma dudaklarını bastırdığında bütün bedenim kasıldı. Resmen itirafta bulunmuştu. Nefesim bir anlığına yarım kaldı.
Demek o yüzden bana öyle bakmıştı…
O sert, karanlık bakışlarının altında sebebini anlayamadığım huzursuzluk şimdi yerine oturuyordu. O andan beri kendini zor tutuyormuş. Yinede kölesi gibi gördüğü kadını bu şekilde arzuladığını görmek, garipti.
Dekoltemin açıkta kalan yerlerinden yavaş yavaş öpmeye başladığında, üzerime doğru geldikçe bedenim istemsizce ona döndü. Kaçmaya çalışır gibi değil de… ne yapacağını bilemeyen biri gibiydim.
Altımdaki yorganı avucumun içinde sıkıca buruşturdum. Göğsüm her nefeste inip kalkarken onun bakışları üzerimde ağırlaşıyordu.
Göğüslerimi sır gibi saklayan sütyenim onu sinirlendirmiş olacak ki, bir anda sabrı taşmış gibi sertçe aşağı çekiştirip göğüslerimin kumaşın içinden çıkmasını sağladı. Boğazımdan korkulu bir nefes kaçtı. Hemen kollarımı kendime sardım.
“Olmaz!” dedim panikle. Utançtan yüzüm kıpkırmızı olmuştu. Kalbim göğüs kafesimi kıracakmış gibi vuruyordu.
Arzuyla kararmış gözlerinin içindeki o öfke alevi beni bulunca, istemsizce sustum. Çünkü o bakış… insanın dizlerinin gücünü alırdı.
“Yüzüme bir şeyler fırlattığında…” dedi dişlerinin arasından. “Tekrar düşün karıcım.”
Sertçe yutkundum. Demek cezası buydu.
Karun bunu sadece bir yakınlık gibi yaşamıyordu. Bana hala hesap soruyordu. Her bakışında, her dokunuşunda…
Ama en korkutucu olan şey… buna rağmen ellerinin bana hala dikkatli davranmasıydı.
Sanki beni korkutmakla incitmek arasında ince bir çizgide yürüyordu.
Ama bu sefer onun havasına kapılmamalıydım.
Kalbim hala deli gibi atıyordu ama buna rağmen kollarımı göğsüme biraz daha bastırdım. Gözlerimi onunkilere dikip, korkumu saklamaya çalıştım.
“Hayır.” dedim net çıkan sesimle. Bakışları anında sertleşti.
“Sen evlenirken olmaz.” deyip başımı yastıktan kaldırarak yüzüne doğru yükseldim. Aramızdaki mesafe o kadar azdı ki nefesi dudaklarıma vuruyordu. “Boşanacağım adama özelimi göstermem.”
Sözlerimden sonra odanın içindeki hava değişti sanki. Çenesi gerildi. Gözlerinin içindeki karanlık daha da koyulaştı.
“Bunun için geç kalmadın mı?” dediğinde, dün gece yaşananları yüzüme vurdu.
Utançtan yüzüm yanarken hemen savunmaya geçtim.
“Evleneceğini bilmiyordum.” dedim aceleyle. Karun bana birkaç saniye boyunca öylece baktı. O bakış insanın içini söküp alırdı resmen.
“Çek kollarını.” dedi sonunda. Sesindeki sabır tükenmek üzereydi.
“Çekmeyeceğim ağam.” deyip direndim.
Bir an sessizlik oldu. Sonra Karun’un yüzünde sinirli bir ifade belirdi.
“İnadını s*kerim kadın.” dedi dişlerinin arasından.
Bir anda kollarımdan yakalayıp tek eliyle bileklerimi zapt ettiğinde altında debelenmeye başladım. Gücü o kadar fazlaydı ki hareket ettikçe daha çaresiz hissediyordum.
“Ya ağam bırak!” desem de, ne kadar çırpınsam da fayda etmiyordu.
Belimde duran eli kumaşın üstünden ağır ağır… okşayarak yukarı kayıp göğsümü kavradığında, boğazımdan çıkmak isteyen sesi zorla tuttum. İnlememek için dudaklarımı birbirine bastırırken gözlerim istemsizce anlık kapandı.
Gözlerimi tekrar açtığımda, yüzüme doğru eğildi. Dudakları dudaklarıma değecek kadar yaklaşınca nefesim karıştı.
“İnlemelerini yutma.” dedi kısık bir sesle. Ardından dudağıma kısa bir öpücük bıraktığında başımı hızla sağa çevirdim. Sinirden nefesim titriyordu. Beni öpmesine izin vermeyecektim.
Ama Karun bunu umursamadı bile. Dudakları bu kez kulağımın arkasına kaydı. Oradan yavaş yavaş aşağı öperek inerken bütün bedenim geriliyordu.
Tam o sırada kapı birden tıklandı. Korkan gözlerimle kapıya baktım.
“Kız Zerdo… biz geldik.” Hicran’ın fısıltılı sesi duyulduğu anda gözlerim panikle Karun’a döndü.
“Ağam kızlar geldi.” dedim kısık çıkan telaşlı sesimle. Karun’un yüzündeki sinir daha da belirginleşti.
“Giderler.” dedi umursamazca.
Sonra hiçbir şey olmamış gibi tekrar tenime öpücükler bırakmaya devam ettiğinde, nefesim şaşkınlıkla kesildi.
Ama kapı yeniden çalındı. Bu kez daha ısrarcıydı.
“Zerdo, kız açsana kapıyı.”
Pek gidecek gibi değillerdi. Karun’da bunu anlayıp, sinirle üzerimden doğrulduğunda ben de hemen toparlandım. Saçlarım dağılmış, nefesim düzensizdi.
Şimdi ben bu koca adamı nereye saklayacaktım?
“Banyoya gir lütfen ağam.” dedim aceleyle. Yatağın yanındaki gömleğini ve pantolonunu yerden alıp kucağına tutuşturdum.
Karun öfkeli suratıyla birkaç saniye bana baktı. Sanki sırf inadına gitmeyecekmiş gibiydi. Ama sonunda banyoya yöneldi.
Kapıyı kapatır kapatmaz derin bir nefes aldım.
Hemen üzerimi düzeltip açılan düğmelerimi telaşla ilikledim. Ellerim hala titriyordu.
Sonra yüzüme normalmiş gibi bir ifade yerleştirmeye çalışıp kapıya yürüdüm.
Kapıyı açmamla birlikte elimde çekirdek dolu poşeti sallayan Hicran’ı ve kolunun altına çay termosunu ve üç pet bardağı sıkıştırmış Gülşah’ı gördüm.
Hayırdır gece gece pikniğe mi çıkıyorlardı bunlar? Hicran beni omzuyla kenara itti.
“Çekil kız!”
İkisi de sanki kendi odalarıymış gibi içeri dalıp yatağıma yayıldılar. Hicran çekirdek poşetini ortaya koyarken, Gülşah termosun kapağını açıp bardakları doldurdu.
Ben hala kapının önünde kalmıştım.
“Niye kapıyı açmıyordun?” dedi Hicran ağzında çekirdekle. “Ağaç olduk kapıda.”
Derin bir nefes alıp kapıyı kapattım. Siz Karun’a kalsaydınız, mezar taşı olurdunuz da neyse.
Gidip yanlarına oturdum. Yatağın üstünde üçgen olacak şekilde oturmuştuk. Ama benim gözüm sürekli banyoya kayıyordu.
Allah’ım ne olur o adam içeride sinir krizi geçirmesin… ya da aman, geçirsin pis hödük.
“Banyodaydım.” deyip geçiştirdim.
Tam o sırada banyodan hafif bir tık sesi geldi. Boynum kasıldı resmen. Ama ikisi fark etmediği için içimden şükrettim.
“Hadi anlat!” İkisi birden gözlerimin içine bakınca kaşlarımı çattım.
“Neyi?” dememle aynı anda göz devirdiler. Gülşah sertçe dizime vurdu.
“Kız istemede ne oldu? Onu anlat!” dedi heyecanla. “Kız güzel miydi?”
Hah! Şimdi mesele ortaya çıkmıştı. Acıyan dizimi ovuşturup, duruşumu düzelttim. Saçımı arkaya atıp hafif kibirli bir ifadeyle konuşurken de, bir tane çekirdek alıp çitledim.
“Yani evet… güzeldi.” dedim ağır ağır. “Ama bir ben olamaz tabii.”
Bunu özellikle yüksek sesle söylemiştim. Çünkü banyodaki öküzün duyduğunu biliyordum.
Bide üstüne gizliden çektiğim Ceylan’ın fotoğraflarını onlara gösterdim.
“Bence de.” dedi Hicran çekirdek çitleyerek. “Sen daha canlısın.”
“Tabii canım.” dedi Gülşah. “Kızın suratı sanki sürekli limon yemiş gibi.”
İçimden ohh diye geçirdim. Karun duysun da çatlasın biraz.
Sonra baştan sona olanları anlatmaya başladım. Kim ne dedi, kim nasıl baktı, hangi teyzenin beni süzdüğü… hepsini.
İkisi de ağzı açık dinliyordu.
“Bu ne şans Zerdo?” dedi Hicran koluma vururken.
Geldiklerinden beri dayak yiyordum resmen. Her yerim mor çıkacaktı sabaha.
“Karun Ağa’nın nişanında seni istediler he?” dedi Gülşah hayretle. “Valla diyecek sözüm yok.”
Ona hafif sırıtınca, hızlarını alamayıp hemen diğer meseleye geçtiler.
“Cihangir Ağa nasıldı peki?”
Tamamdır. Hadi bismillah, niyet ettim banyodaki ayıyı kudurtmaya. İçimden besmele çekip gayet rahat bir ifadeyle konuştum.
“Kızlar… görmeniz gerekiyordu.” dedim dramatik şekilde. “Bir doksan boy…”
Hicran çekirdeği ağzına atmadan dondu kaldı.
“Ela göz…” dedim devam ederek. “Yakışıklı surat… kaslı vücut…”
Bir saniye durup gözlerimi tavana diktim. “Zeus mübarek.”
İkisinin de ağzı hafif aralandı. Sanki adamı değil kurbanlık koçu tarif etmişim gibi dinliyorlardı.
“Kız…” dedi Hicran nefessizce. “Bunun sosyal medyası falan yok mudur?”
Omuz silktim. “Bilmiyorum.”
“Soyadı neydi?” diye atladı Gülşah.
“Bozdoğan… Cihangir Bozdoğan.” dedim keyifle.
Bir anda Gülşah’ın gözleri büyüdü.
“KIZ BEN ONU TANIYORUM!” diye bağırdı.
Bir an irkildim. Banyodaki Karun’un da kesin dişlerini sıktığını hissedebiliyordum.
“Oy Zerdo!” dedi heyecanla. “Bizim köy hastaydı o adama!”
İçimden öyle öyle diye geçirdim. Çünkü adamı bizzat tanıyordum gerçekten. Maşallahı vardı yani.
“Ee?” dedi Hicran merakla öne eğilip. “İstemeye gelecekler mi seni?”
O sırada özellikle banyoya doğru kısa bir bakış attım. Sonra gayet rahat bir sesle konuştum.
“Bilmem…” dedim omuz silkerek. “Ama gelseler de hayır demem.”
O an…
Banyodan TAK diye bir ses geldi. Üçümüz de aynı anda oraya döndük.
Aha. Öküz kudurdu kesin. Korksam bile, yüzümü hiç bozmadım.
“Siz kapıyı aceleyle çalınca, tarağı gelişi güzel bırakmıştım. O düştü sanırım.” dedim sakin sakin.
İkisi de zaten olayı çok sorgulamadı. Çünkü beyinleri hala Cihangir Bozdoğan’ın ela gözlerinde yüzüyordu.
Ben ise içimden banyoda sinirden kuduran Karun’a sırıtıyordum.
“Cihangir Ağa’yı biraz daha anlatsana? Kızlar nasıl hastaydı bu adama?” dedim meraklıymış gibi yapıp. Aslında tek amacım banyodaki adamın tansiyonunu yükseltmekti.
Gülşah iyice yanıma sokuldu.
“Kız adam düğüne geldiğinde millet tepsiyle baklava dizer gibi kız diziyordu önüne.” dedi heyecanla. “Bir gülse herkes eriyordu.”
Hicran ağzındaki çekirdeği çıtlattı. “Eee Zerdo da erimiş belli.”
“Ben niye eriyeyim?” dedim hemen bozularak. Hicran gözlerini kıstı.
“Hadi hadi… adamı anlatırken gözünden kalp çıkacaktı az daha.”
Tam cevap verecektim ki… Banyodan bu kez daha sert bir ses geldi.
Üçümüz yine sustuk.
Gülşah kaşını kaldırdı. “Bu tarak baya hareketliymiş.” dedi. Ben ise sinirli sinirli güldüm.
“Cam açık bıraktım nemli kalmasın diye, dengesiz kalan eşyalarım düşüyor olmalı. Birazdan bakarım.”
Karun öldürecek beni banyodan çıkınca.
Hicran bir anda yatağın üstünde dizlerinin üstüne çıktı.
“Kız!” dedi heyecanla. “Ya düşünsenize…” Elini göğsüne koyup dramatik şekilde devam etti.
“Cihangir Ağa konağa gelip Zerdo’yu istiyor.”
Gülşah çığlık atar gibi güldü.
“Oyyy Karun Ağa’nın suratını düşünemiyorum! Bu sana karısının elbiseleri giydiriyordu ya Zerdo, kesin karısı istenmiş gibi hissedecek.”
Ben de sırıtmamı bastırmaya çalıştım. Oralara girmeseydik iyiydi.
Hicran hemen oyuna dahil oldu. “Cihangir Ağa iniyor arabadan…” dediğinde, Gülşah eliyle saçını geriye attı. “Ela gözlerini Zerdo’ya dikiyor…”
Ben de kendimi tutamayıp ekledim. “‘Ben bu kızı almadan gitmem.’ diyor.”
Üçümüz aynı anda kahkahayı bastık. Tam o sırada banyodan öyle bir gürültü koptu ki kahkahamız yarıda kesildi.
Adam resmen duvara yumruk atmıştı.
Hicran korkuyla sıçradı.
“KIZ BU NE?”
Ben de rol yapmaya çalışıyordum ama benim de ödüm kopmuştu.
“Şey…” dedim hızlıca. “Kedi olabilir.”
Gülşah gözlerini üzerime dikti. “Az önce taraktı.”
“Evet ama camı açık bıraktığımı söyledim ya…” dedim hızlıca. “Kedi girmiştir. Arada uğruyor uyuz kedi.”
Ben gülüyormuş gibi yaptım ama içimdeki panik gittikçe büyüyordu. Çünkü o “uyuz kedi” şu an banyoda sinirden kuduruyordu büyük ihtimalle.
Bir süre daha boş boş sohbet ettik. Köyden, konaktan, kim kime yar olmuş… Derken çay da bitti, çekirdek poşetinin dibinde sadece tuzlu kabuklar kaldı.
Ben ise fırsat buldukça saate bakıyordum. Gece üçe yaklaşıyordu. Karun kesin içeride sinirden şişmiştir.
Bir ara banyoya baktım. Kapının altından ışık sızıyordu hala. Sessizdi ama o sessizlik bile tüylerimi diken diken etmeye yetiyordu.
“Benim uykum geldi.” diyen Hicran esneyerek ayağa kalktı sonunda.
“Benimde. Gidip uyuyalım, sabah erken kalkıyoruz.” dedi Gülşah da toparlanırken.
İçimde bir korku ağır ağır tekrar yükselmeye başladı. Utanmasam, “Benimle yatın.” diyecektim.
Çünkü o ikisi gidince odada yalnız kalacağım kişi… banyoda saklanan adamdı. Hem de baya baya sinirli bir adam.
Kapıya kadar onları uğurladım. Hicran çıkarken yine koluma vurdu.
“Kız eğer Cihangir Ağa seni isterse beni de eltin yap.”
“Olur olur.” dedim geçiştirerek.
Onlar gidince, kapıyı kapatırken elim istemsizce yavaşladı. Sanki biraz daha oyalanırsam olacakları geciktirebilecektim.
Ama kaçış yoktu. Kapının kilidi oturur oturmaz… banyo kapısı ardımdan SERTÇE açıldı.
İrkilerek arkamı döndüm. İşte başlıyoruz…
Karun kapının önünde dikiliyordu. Saçları hafif dağılmıştı, kıyafetlerini ise giymemişti. Hala çıplaktı. Onu böyle ayakta çıplak görmekte ayrı iyiymiş. Şu heybette bak.
Gözüm istemsizce karın kaslarına kayınca, kendime içimden sövdüm. Şu durumda bile nereye bakıyordum ben?
Ama yüzündeki o ifade… Allah düşmanımın başına vermesin. O karanlık bakışlarını bana öyle bir dikmişti ki dizlerimin bağı çözüldü resmen.
Yavaş yavaş bana doğru yürümeye başladığında refleksle geri çekildim.
“Ağam…” dedim temkinli şekilde.
Karun dilini yanağının içine bastırdı. Çenesi öfkeyle gerilmişti.
“Zeus ha?” dedi sonunda.
Eyvah. Demek en çok ona takılmıştı. Ben masum masum göz kırptım.
“Mitoloji işte ağam, severim de biraz.”
Karun kısa, sinirli bir nefes verdi.
“Ela göz…” dedi bana yaklaşmayı sürdürürken. “Kaslı vücut…”
Her söylediği kelime dişlerinin arasından çıkarıyordu. Ben geri geri giderken yatağın kenarına çarptım.
“Bir doksan boy…” dedi bu kez.
“Abartmışım biraz ya.” dedim hemen toparlayarak. Karun önümde durdu. Eğilip yüzünü yüzüme yaklaştırdı.
“Hayır, demesin öyle mi kadın?” diye mırıldandı dişlerini sıkarak.
Yutkundum… Galiba gerçekten bu sefer selam okunacaktı…
***
Bu sefer Zerda fena kaşındı, bakalım ağamız onu nasıl kaşıayacak?🤭😂
Yorumlarınızı merakla bekliyorum hatunlar…
Ayrıca evet, her şey bir anda okumak istiyorız ama ara sahneleri atlayamam.
Zaten acelemiz yok. Her şeyi yaşayarak devam edelim…🌸
“Uyuyarak sıyrılamazsın” öğesine 36 yanıt
-
ah zerdo ayvayı yemedin mi sen 😂 hadi şimdi uğraş karunla 🤭 yanaklarım acıdı gülmekten 😁
BeğenBeğen
-
kızlarda sanki ayarlamış gibi tam vaktinde geldiler 😂😂
BeğenBeğen
-
zerdam çok güzel yapıyorsun da ağa bozuntusuna bunların dönüşü sana kötü oluyor işte 🥹🥹
BeğenBeğen
-
kudur Karun ağa 😂
BeğenBeğen
-
hiçte bile iyide yaptı Zerda oh olsun yazık kıza ama birde evleniyo uyuz
BeğenBeğen
-
yeni bölüm ne zaman bakalım Karun neler yapcak?
BeğenBeğen
-
-
Okurken Karunun yüzü sanki karşımdaydı var ya Zerdayı nasıl kıskandı nasıl çıldırdı banyoda Zeus’muş haa dedi ya işte orda en merak sardığım yer oldu 🤣🤣🤣
BeğenBeğen
-
zerda bu sefer büyük bir ceza geliyor gibi Karun ağa Zeus asıl ☺️
BeğenBeğen
-
ay bişey diyğm mi çekdar ağadan nefret etmiştim kıza etmediği kalmadıydı okurken çok delirmiştim sinirden çekdara çok sövdüm. Ama Karun ağa o kadar pislik değil olmasında nolur böyşe iyi gülüp eğlenerek okuyorum nolur böyle devam edip böyle bitsin.
BeğenBeğen
-
Harika bir bölümdü emeğinize sağlık
BeğenBeğen
-
çok güzeldi 🥰🥰🥰
BeğenBeğen
-
Kaleminize sağlik…
BeğenBeğen
-
Çok güzel Bi bölüm daha😊
BeğenBeğen
-
-
eline sağlık yazarcım…
BeğenBeğen
-
Hımm bn bundan sonrasını 🙈🙉🙊
BeğenBeğen
-
adamı kudurt sen sonra selam okunacak Deere ayy birde Cihangir ağa geliyormuş amma olur yaaaa
BeğenBeğen
-
Adam kudurt sonra masum masum bak😅
BeğenBeğen
-
aşırı güzeldi bakalım zerdayı bu sefer nasıl bir ceza bekliyor
BeğenBeğen
-
kız burda bölüm kesilir mi
BeğenBeğen
-
kalemine ssağlık yazar hanım ☺ devamını heyecanla bekliyorum
BeğenBeğen
-
güzel yine enerjisi yüksek bir bölüm şu nişan işine taktım ben içime sinmiyor nişanlanması karşılıklı kıskançlık iyi olur,
BeğenBeğen
-

cok guzel bölümdü zerda yi karundan kim kurtaracak
BeğenBeğen
-
-
zerdom mezarının başına yasin okumaya geliriz merak etme 😅
BeğenBeğen
-
-
kudursun ıiyice
BeğenBeğen
-
o banyo ya bir girisi vardi birde çıkışı be zerdo
BeğenBeğen
-
adami iyi delirtti ha 😂
BeğenBeğen
-
zerda yandin sen Karun sana gostercek hepsini🥰
BeğenBeğen
-
karun iinşallah istemesini görür
BeğenBeğen
-
Ayayayayay çok iyiiii
BeğenBeğen
-
Zerda’cım şimdi sen naneyi yemedin mi Karun çıldırdı beter olsun🤭🤣🤣
BeğenBeğen
-
sen kızı kendi istemene götürürken iyiydi Karun inşallah zerdanin istemesini sen de görürsun
BeğenBeğen
-
aferin Zerda kudurt şunu
BeğenBeğen
Bölüm hakkında ne düşünüyorsun?