Kırık Kanatlarla Yaralı Doğuş
***
-ÇEKDAR’DAN DEVAM-
Serhat itinin arabasını çorak arazinin kıvrımında gördüğüm an, motorun bağırtısına aldırmadan ayağımı gaz pedalının dibine kadar yasladım.
Tam o esnada, yalçın kayalıkların arasında patlayan tek bir el silah sesiyle dünya başıma yıkıldı.
Refleksle köklediğim fren balataları çığlık atarak kilitlendi; araba toprak yolun üstünde savrularak durdu. Ses, tepede duran arabanın yanından değil, yolun altındaki derin yamacın çukurundan gelmişti. Kapıyı tek bir hamlede kırarcasına açıp dışarı fırladım. Ne bastığım yeri görüyordum ne ayağımın altından kayıp giden çakılları; sesin dağda bıraktığı o kör yankıya doğru koştum.
Yolun kenarında durup gözlerimi aşağı indirdiğim an canımdan bir parça koptu.
Oradaydı. Toprağın üstünde, kanlar içinde hareketsizce yatıyordu.
“ZEMHERİ!”
Gırtlağımı yırtarcasına kopardığım o feryat, kayalara çarpıp bütün vadiyi inletti. Onun baş ucunda elinde silahla dikilen Serhat itinin bakışları beni buldu; gözlerindeki o cellat rahatlığı yerini ani bir dehşete bıraktı.
“Geberteceğim lan seni!”
Belimdeki silahı bir çırpıda çekip namluyu doğrudan o şerefsize doğrulttum. Dik yamaçtan aşağı gözümü kırpmadan, sert adımlarla inerken tetiğe art arda bastım. Mermiler etrafındaki taşları parçalarken o it, benim hışmımı görünce arabasına yetişip canını kurtarmak için ters yöne, tepeye doğru panikle tırmanmaya başladı.
Namludan çıkan kurşunlardan biri omzunu biçti; inleyerek sendeledi ama durmadı.
Zemheri’nin yanına vardığım gibi o iti boş verip, dizlerimin üzerine çöktüm.
“Zemheri!”
Toza ve kana bulanmış solgun beyaz yüzünü avuçlarımın arasına aldım. Koskoca aşireti iki dudağının arasına bakan, adıyla şehri titreten ben, onun başucunda tir tir titreyen ellerime söz geçiremiyordum.
“Kurbanın olayım aç o güzel gözlerini.”
Beyaz saçlarının arasına sızan taze kan parmaklarıma bulaşıyordu; şakağından ve ayak bileğinden vurmuştu onu o soysuz.
Beynimin içi bir cehenneme döndü; aklımı kaçırmak, bütün bu dağları yerle bir etmek üzereydim ama şu an delirmeye hakkım yoktu. Sertçe yutkunup kendimi topladım; bana şu saniyede sadece buz gibi bir irade lazımdı.
İki parmağımı boynundaki o narin damara bastırdım. Derinden, çok zayıf ama inatçı bir vuruş çarptı.
O kurban olduğum kalbi hala atıyordu; direniyordu.
İçime dolan o vahşi umutla hiç vakit kaybetmeden kollarımı bedeninin altından geçirdim. Tüy kadar hafif kalmış bedenini göğsüme yaslayıp kucağıma aldığım gibi dik yamacı adeta parçalayarak yukarı koştum.
Arabanın arka kapısını açıp onu usulca koltuğa yatırdım. Tek bir saniye bile kaybetmeden direksiyonun başına geçtim; kontağı çevirdiğim gibi gaza asıldım. Lastikler taşları savururken ibre anında en sona dayandı; yolu yara yara hastaneye doğru sürmeye başladım.
Gözlerim bir yolda, bir dikiz aynasındaydı. Başından sızan kan koltuğun döşemesini boyuyordu; çok kan kaybediyordu, zaman aleyhime bir cellat gibi işliyordu.
“Dayan güzelim.” dedim, direksiyonu parmaklarımın eklemleri beyazlayana kadar kavrayarak. Çenemi sıktım, sesimdeki o sarsılmaz ağa ağırlığının altına sığınan bir yalvarışla ekledim.
“Kızımız için dayan.”
Hastanenin acil kapısına yanaştığımda Savaş her şeyi çoktan ayarlamıştı; sedye daha arabanın kapısı açılır açılmaz hazırdı, doktorlar ve hemşireler saniyeler içinde etrafımızı sardı. Zemheri’yi alıp hızla sedyeyi sürüklediler; hiç vakit kaybetmeden doğrudan ameliyathaneye aldılar.
Sürgülü kapı ağır ağır kapanırken, sırtımı soğuk duvara yaslayıp yere çöktüm.
Bakışlarım dizlerimin üstünde duran ellerime kilitlenmişti; parmaklarımın arasına, avuç içlerime, tırnak diplerime kadar onun kanı bulanmıştı.
Her şey benim yüzümdendi.
Gözümün önüne geldi; o lanet konağa gelmemek için bana nasıl direndiği… Ama ben o kör kibrime, o hastalıklı inadıma yenilmiştim. Sırf beni Narin’le görüp kıskansın, o kırılmayan gururu yerle bir olsun da bana sığınsın diye onu o kurt kapanının ortasına, cellatlarının gözü önüne bile bile atmıştım.
Ve geldiğimiz durum buydu işte.
O, içeride canıyla savaşıyordu. Konakta ufacık kızım bir başına anasının kokusunu bekliyordu. Koskoca Çekdar Ağa ise ameliyathanenin kapısında, sırtını duvara vermiş, elinden hiçbir şey gelmeyerek sap gibi çaresizce oturuyordu.
Ne benim ailemden tek bir kişi vardı bu koridorda ne de onun sözde ailesinden biri… Hayatı boyunca hep böyle yapayalnız mı bırakılmıştı bu kadın? Kimse bir kez olsun elinden tutmamış, onu karşılıksız sevmemiş miydi?
Hastane koridorunda sadece ben ve yanı başımda volta atan Savaş vardık; sadece ikimiz onun alacağı bir sonraki nefes için çırpınıyorduk.
“Senin yüzünden!”
Boş koridorda aniden patlayan o boğuk, yırtıcı sesle başımı yerden kaldırdım. Gözlerimi koridorun başına çevirdiğimde deliye dönmüş halde koşan Herdem’i gördüm.
Ağır ağır ayağa kalktım; sırtımı duvardan ayırdığım an üzerime çullandı. Bütün hıncıyla kaldırdığı yumruğunu tam yüzümün ortasına indirdi. Başım sertçe yana savruldu, dudağımın kenarı patladı ama tek bir hamle bile yapmadım; gardımı dahi almadım. Bu yumruğu sonuna kadar hak etmiştim.
“Madem sırrını biliyordun niye onu celladının ayağına kadar götürdün lan?!”
“Niye ona bu kötülüğü yaptın?!”
Sesi tavanı delip geçecek gibi yükseldiğinde, sendeleyen bedenimi yeniden geriye çekip sırtımı duvara yasladım. Gözlerimi onun öfkeden alev alev yanan gözlerinden bir saniye bile kaçırmadım.
Savaş hızla araya girip Herdem’i kollarından kavradı, geriye çekmeye çalıştı ama gözü dönmüştü; bütün öfkesi doğrudan bana işliyordu.
“Ona bir şey olursa seni kendi ellerimle gebertirim Kandaroğlu! Duydun mu beni?!”
Yüzüme karşı savurduğu bu tehdide tek bir kelimeyle bile karşılık vermedim. Çünkü bilmiyordu. Eğer Zemheri o kapının ardından çıkamazsa, eğer o kalbi durursa, beni vurmasına gerek bile kalmayacaktı. Bu canı kendi ellerimle, hiç düşünmeden ben alırdım zaten.
“Tamam kardeşim, sakin ol. Bağırıp çağırmanın vakti değil,” diyen Savaş onu zapt etmeye, omuzlarından tutup sakinleştirmeye çalışıyordu.
Başımı arkamdaki soğuk duvara yaslayıp gözlerimi hastanenin floresanlarla aydınlatılmış beyaz tavanına diktim. Beynimin içinde sadece onun yüzü, bana son bakışı dönüp duruyordu.
Sürgülü kapının sesi boş koridorda yankılanınca anında o tarafa döndüm. Bir hemşire aceleyle dışarı fırlamıştı.
“Kalbi durdu, yeniden çalıştırmayı başardık ancak acil 0RH negatif kan lazım.”
“Benimki uyuyor,” dedim tek bir saniye bile düşünmeden, hızla öne atılarak.
“Benimki de uyuyor,” diyen Herdem’le birlikte hemşire hemen önümüze geçti, koridoru işaret etti.
“Peşimden gelin lütfen.”
Yanımdaki Savaş’a baktım; başını salladı, ‘ben buradayım’ dercesine.
Zemheri’ye can olsun diye damarlarımızdan çekilen o kanı verdikten sonra koridora geri döndük; ameliyathanenin kapısında o kemiren, o lanet sessizlikle saatlerce yan yana oturduk. Ne Herdem tek kelime etti ne ben ağzımı açtım.
Tam 8 saat geçmişti. Koridordan ne içeri bir hekim giriyordu ne dışarı çıkan vardı. Yine de içeriden kopup gelecek kötü bir haberin ağırlığını taşımaktansa, bu kahredici bekleyişin içinde çürümek daha iyiydi.
Sonunda o ağır sürgülü kapı bir kez daha yana kaydı. Üçümüz de aynı anda ayağa fırladık.
“Durumu nasıl doktor?”
Ameliyathaneden çıkan cerrahın kolunu kavradım; parmaklarım kumaşın üzerinden etine geçti.
Doktor yorgunluktan çökmüş gözlerini yüzüme çevirdi.
“Beynine ve ayak bileğine isabet eden kurşunları çıkardık. Şu an için hayati bulguları mucizevi bir şekilde stabil seyrediyor ancak durumu hala kritik. Özellikle önümüzdeki yirmi dört saat bizim için çok önemli. Bu süreçte herhangi bir komplikasyon gelişme ihtimaline karşı hazırlıklı olmalısınız, Çekdar Bey.”
Duyduğum kelimeler beynimde patladı; adamın kolunu daha da hırsla sıktım, gözlerim karardı.
“Ne demek lan hazırlıklı olun? Yaşatacaksınız onu!”
Kükremem koridoru inlettiğinde adam geriye doğru sendeleyecek gibi oldu ama Savaş hızla aramıza girdi. Beni doktordan koparıp sırtımı sertçe duvara yasladı, iki eliyle yüzümü avuçlarının arasına aldı.
“Doktorlar elinden geleni yapıyor kardeşim. Ameliyatı atlatması bile başlıca bir umut.”
Kızarmış, damarları çatlamış gözlerimi onun yüzüne diktim. Göğsüm inip kalkıyordu ama sesim içimdeki o devasa korkunun altında ezilerek çıktı.
“Kritik diyorlar Savaş…”
Savaş başını öne eğip alnını alnıma yasladı; sesini sert, sarsılmaz bir tonda tutmaya çalıştı.
“Ona bir şey olmayacak. O inatçı kadın kızı için bile dirilir.”
Beni ayakta tutmaya, aklımı başıma getirmeye çalışıyordu ama içimdeki yangını söndürmeye yetmiyordu. Bacaklarımın bağı hepten çözüldü; duvarın dibine, o soğuk zemine bir kez daha çöktüm. Başımı titreyen ellerimin arasına alıp parmaklarımı saç diplerime geçirdim.
“Allah benim belamı versin!” diye haykırdım. Suçluluk duygusu içimi kemiriyordu. Zemheri’nin o halde yatmasının sorumluluğu omuzlarıma çökmüş, nefes aldıkça göğsümü biraz daha sıkıştırıyordu.
***
Yoğun bakıma alınmıştı.
Aramızdaki o lanet camın ardından onun kireç gibi soluk yüzüne bakıyordum. Başı kalın sargılarla sarılmış, kırılan ayağı alçıya alınmıştı. Ağzına solunum boruları takılmıştı; nefesini bile makineler veriyordu ona. Ama her şeye rağmen, monitördeki o çizgiler inip kalkıyor, o inatçı kalbi direniyordu.
İçeri girip parmaklarına dokunmama izin vermedikleri için, çaresizce açık avucumu soğuk cama yasladım; sanki tenim tenine değecekmiş gibi…
–1 Gün Sonra–
Tam yirmi dört saat geçmişti. Korktuğumuz hiçbir komplikasyon gelişmemişti çok şükür; o bıçak sırtı, o cehennem gibi kritik zamanı geride bırakmıştı.
Şimdi ise hekimler başına toplanmış, verdikleri ilaçları keserek onu yavaş yavaş uyandırmaya hazırlanıyorlardı. Birtakım aletlerle gözlerini, nabzını kontrol ediyorlardı ama ben camın ardında bir saniye bile yerimde duramıyor, tırnaklarımı avuçlarıma batırıyordum.
Ve sonra… Zemheri’nin göz kapakları titredi, kirpikleri ağır ağır aralandı.
Gözlerini açık gördüğüm an ciğerlerime saatler sonra ilk defa gerçek bir hava doldu; elimi saçlarımın arasına daldırıp başımı arkaya attım. Yanımdaki Savaş rahatlamış bir kahkaha atarak boynuma sarılınca, ben de kollarımı onun doladım; omuzlarımdaki koca yük bir nebze olsun hafiflemişti.
“Sana demiştim uyanır diye.” deyip sırtıma birkaç kez sertçe vurdu Savaş. Dudaklarımda buruk bir tebessüm belirdi; ondan ayrılıp gözlerimi yeniden içeri, camın ardına çevirdim.
Doktorlar küçük bir fenerle göz bebeklerini kontrol ediyor, kollarına, bacaklarına dokunarak tepki almaya çalışıyorlardı. Zemheri sadece boşluğa diktiği gözleriyle onları izliyor, bazen yorulmuş gibi gözlerini yumup açıyordu ama dudakları kımıldamıyordu bile. Hala o ağır narkozun etkisinde, konuşamayacak kadar dermansız olmalıydı.
Nihayet kapı açıldı, başhekim dışarı çıktığında hızla önüne dikildik.
“İyi mi doktor?” dedim, sesimdeki sabırsızlığı gizleyemeden.
“Ameliyatın risklerine rağmen şu an için durumu stabil…” dedi adam, ardından canımı sıkacak bir şey söylemeye hazırlanır gibi gözlüğünü burnunun üstünde geri itti.
“Ancak bazı nörolojik bulgular tespit ettik. Konuşma yetisi şu an için yok. El ve ayaklarında da belirgin his kaybı mevcut. Bunlar geçirdiği beyin travmasına bağlı olabilir. Fakat şu aşamada bunun kalıcı olup olmadığını söylemek mümkün değil. Gerçi yaşaması bile bir mucize. Önümüzdeki günlerde yapacağımız nörolojik değerlendirmelerle tablo daha net ortaya çıkacaktır. Geçmiş olsun Çekdar Bey.”
Doktor yanımızdan geçip giderken; gözlerimi hemen cama, Zemheri’ye çevirdim. Tekrar görebilmek için canımı ortaya koyduğum o buz mavisi gözleri doğrudan beni bulmuştu.
Doktorun kelimeleri beynimin kıvrımlarında bir kurşun gibi uğuldamaya başladı.
Konuşma yetisi yok… His kaybı…
O dik duruşlu, bana kafa tutan, kızını korurken aslan kesilen kadının o güzel sesini bir daha duyamama ihtimali göğsümü mengene gibi sıktı.
“En azından iyi. Ve daha da iyi olacak kardeşim.” diyen Savaş, elini omzuma koyup destek verircesine sıktı.
“Olacak.” dedim bende dişlerimin arasından.
Onu tekrar ayağa kaldırmak, o eski haline kavuşturmak için bu şehri, bu serveti, gerekirse canımı serecektim önüne. Eskiye dönemese bile… Yürüyemese, konuşamasa bile hep yanı başımda duracaktı.
Karım olarak… Kızımın anası olarak başımın üstünde yeri olacaktı.
Cama bir adım daha yaklaştım; zaten gözünü benden ayırmayan o donuk bakışlarına kilitlendim. Ne hissettiğini, beni duyup duymadığını anlamaya çalıştım. Cebimden telefonu çıkarıp hızla Nihan’ı görüntülü aradım. Şu koca dünyada onun yaralı ruhuna nefes aldıracak tek bir derman vardı; o da kızıydı.
Telefon daha ilk çalışta açıldı. Nihan, “Zemheri nasıl?” diye feryat eder gibi sordu.
Kamerayı yoğun bakım odasına, yatakta yatan Zemheri’ye doğru çevirdim.
“İyi güzelim. Kumsal’ı göster ona.”
Nihan titreyen eliyle gözyaşlarını silip kamerayı hemen yanındaki beşiğe, mışıl mışıl uyuyan Kumsal’a doğrulttu.
Ekranı bu kez cama yaklaştırıp Zemheri’nin görebileceği açıya getirdim. Göz bebekleri benden ayrılıp güçlükle ekrana doğru kaydı. Öylece, hiç kıpırdamadan baktı kızının ufacık yüzüne. Yüzünde ne bir sevinç kıpırtısı ne de bir kas hareketi belirdi; tamamen ifadesizdi. Ama bir saniye sonra, sol gözünden kopan tek bir damla yaşın şakağından aşağı usulca süzüldüğünü gördüm.
Telefonu tutan parmaklarımı kaskatı kesilene kadar sıktım.
Daha fazla bakıp da o kıpırdayamayan bedeninin içinde çaresizlikle kıvranmasın, o hasret canını yakmasın diye telefonu usulca aşağı indirdim. Avucumu yeniden o soğuk cama yasladım, gözlerimi doğrudan gözlerine dikip konuştum.
“İyi olacaksın Ağasının güzeli.”
Beni duyuyor muydu, zihnindeki o karanlığın arasından beni anlıyor muydu bilmiyordum ama o cama bir yemin gibi yaslandım.
Odadaki hemşire yatağın başına eğilip sessizce dudaklarını kıpırdatarak ona bir şey sorunca ne olduğunu anlamak için gözlerimi kıstım. Zemheri, başını oynatamasa da göz kapaklarını yavaşça yumup açarak onayladı kadını.
Hemen ardından hemşire cama doğru yöneldi; tek bir mekanik hareketle lamelli perdeyi çekip aramıza koca bir duvar ördü. O yatay şeritler birbirinin üstüne binip tamamen kapanmadan hemen önceki o son saniyede, perdelerin arasından bana dikilmiş buz mavisi gözlerini son kez yakaladım.
Bizi görmek mi istememişti? Yatağında öylece, savunmasız ve hareketsiz yatarken gözlerin üstünde olmasından mı rahatsız olmuştu? Yoksa… Beni orada görmek içindeki nefreti mi harlamıştı?
Başımı iki yana sallayıp bu soruları zihnimden kovdum. Şimdilik hiçbirinin önemi yoktu. Yaşıyordu ya. O kurban olduğum canı göğsünün kafesinde atıyordu ya, gerisi teferruattı.
Geceye doğru koridorun yapay ışıkları yarı yarıya kısıldığında, ameliyathane önündeki o sandalyede tek başıma oturuyordum. Savaş’ı zorla birkaç saatliğine göndermiştim. Hastanenin o ağır serum kokusu genzimi yakarken çıt çıkmayan koridorda bir hemşire adımları belirdi. Elinde küçük, buğulanmış bir cam şişeyle doğrudan yanıma geldi.
“Zemheri Hanım’ın göğüslerinde süt birikimi olmuştu. Ağrı ve aşırı dolgunluk yaşamaması için sütünü sağdık. Gerekli kontrolleri yaptık. Kullandığımız ilaçlar açısından da değerlendirdim, anne sütünde bebek için zararlı olabilecek herhangi bir maddeye rastlanmadı. Sütünü bebeğinize verebilirsiniz Çekdar Bey.”
Uzatılan cam şişeye bir an öylece baktım. Sonra şişeyi kadının elinden aldım.
Kendi canı pamuk ipliğine bağlıyken, parmağını oynatacak dermanı yokken bile hala kızının karnını doyurabiliyordu bu kadın… Bütün bir aşiret, bütün bir töre üzerine çullanmışken kızı için hala hayat üretebiliyordu.
Ona nasıl hayran olmayacaktım? Ben bu kadına nasıl diz çökmeyecektim?
“Sağ olun,” dedim hemşireye; sesim bu kez sert bir ağanın değil, göğsündeki yangına su serpilmiş bir adamın minnetiyle çıkmıştı.
Kadın koridorda uzaklaşırken avucumun içindeki o beyaz hayat kaynağına diktim bakışlarımı. Parmaklarımı ılık camın etrafına daha sıkı doladım; dudaklarımın kenarında yorgun, buruk ama içimi ısıtan sahici bir sırıtma belirdi.
-3 Hafta Sonra-
Sonunda bugün Zemheri’yi taburcu edeceklerdi. Ama bu üç haftada kimsenin yanına gitmesini istememişti. İlk defa bugün bulunduğu odaya girecektim.
Doktorlar son kez kontrollerini yapıp, başındaki sargıları açtılar. Her şey bitince bana döndüler.
“Şu anda el ve bacaklarında belirgin bir his kaybı yok. Ancak nörolojik durumundan dolayı zaman zaman ani güç kayıpları ve koordinasyon problemleri yaşayabilir. Özellikle ellerinde kavrama yetisini kısa süreli kaybedebilir veya dengesini yitirip aniden düşebilir. Bu nedenle bir süre bebeği yanında kimse yokken kucağına almamasını öneriyoruz. Hem kendisi hem de bebeğiniz için daha güvenli olacaktır.” deyip devam etti.
“Konuşma yetisi ise şu an oldukça sınırlı, neredeyse hiç konuşamıyor. Bunun ne kadar süreceğini şu aşamada kesin olarak söylemek mümkün değil. Ancak nörolojik takip ve rehabilitasyon süreciyle birlikte zaman içinde konuşup, toparlanmasını bekliyoruz.”
Doktorun söyledikleri ciğerime kor gibi otursa da hemen yanımızda gözünü bile kırpmadan bizi dinleyen Zemheri’ye tek bir üzüntü kırıntısı dahi hissettirmemek için çenemi sıkarak başımı salladım.
“Anladım Doktor Bey. Sağ olun,” dedim sesimi düz, sarsılmaz tutmaya çalışarak.
Hemşirenin getirdiği tekerlekli sandalyeye onu incitmekten korkarcasına yerleştirdim. Hastanenin çıkış kapısından geçip arabanın yanına kadar geldik; fakat onu kaldırıp koltuğa bindirmek istediğimiz an, parmaklarıyla sandalyenin soğuk demir kollarını var gücüyle kavradı.
Bırakmıyordu. Bedenindeki bütün dermanı o iki avucuna toplamış gibi direniyordu.
Hemen önünde dizlerimin üzerine çöktüm; parmaklarımı sandalyeyi sıkan kaskatı elinin üzerine koydum.
“Sorun ne güzelim?”
Başını hafifçe eğip doğrudan gözlerimin içine baktı; gözleri anında buğulandı, o buz mavisi hareler kırgınlıkla parıldadı.
Tek bir kelimeye lüzum yoktu; o bakışta her şeyi okudum. Benimle o konağa dönmek istemiyordu.
O taş avluda üzerine fırlatılacak zehirli bakışlardan, anamın o aşağılayıcı, can yakan sözlerinden kaçıyordu. Ama benim dün gece o konağın altını üstüne getirdiğimi, herkesin karşısına dikilip Zemheri’ye uzanacak tek bir dilin hesabını kanla keseceğimi söylediğimi bilmiyordu.
Hepsini susturmuştum; o çatı altındaki herkesi hizaya sokmuştum.
“Kimse sana bir şey yapamaz… söyleyemez.” dedim sesimdeki o sarsılmaz kararlılıkla.
Titreyen elini büyük bir çabayla parmaklarımın arasından çekip geriye doğru kaçırdı. Ama bırakmadım. Geri çekilen o narin parmakları tekrar yakalayıp avucumun içine hapsettim.
“Bır… ak.” dedi.
O tek kelime kesik kesik ve güçlükle döküldü dudaklarından. Günler süren o kahredici sessizliğin ardından sesini ilk defa duymak, içimde kabuk bağlamış ne kadar yara varsa hepsini bir anda kanattı. Ama geri adım atmadım.
“Kızımız seni bekliyor Zemheri.” dedim elimdeki o en can alıcı, en ağır kozu önüne sürerek.
Gözlerinde biriken yaşlar daha fazla dayanamayıp yanağına döküldü. Başka hiçbir şey onu ikna edemezdi, biliyordum; tek bir hamleyle elimi uzatıp tenine değen o sıcak damlayı başparmağımla usulca sildim.
“Gidelim mi?”
Gözlerini kucağına indirdi; istemeye istemeye, sadece kızı için, başını hafifçe aşağı yukarı eğerek onayladı.
Yerden doğrulup kollarımı bedeninin altına doladım. Sandalyeden kalkmasına yardım ederken bu kez ne kollarını kaskatı yaptı ne de geri kaçtı; hafifçe iç çekerek kendini göğsüme bıraktı. Onu arka koltuğa rahatça yerleştirdim.
Savaş çoktan şoför koltuğuna geçmiş, dikiz aynasından bana bakıp motoru çalıştırmıştı. Ben de beklemeden arka kapıdan girip Zemheri’nin hemen yanına oturdum. Mesafe koymaya çalışsa da omuzlarımız birbirine değiyordu.
Yol boyunca gözlerimi bir an olsun üzerinden çekemedim; o özlediğim, kaybettiğimi sandığım yüzünün her bir çizgisini hafızama kazırcasına inceliyordum.
Solgun tenine, kucağında hareketsiz duran zayıf ellerine baktım… Yaşadığı o cehennem, ölümün kıyısından dönüşü bile ondaki o duru güzelliği, o mağrur havayı söküp alamamıştı…
Eskiden bana öfkeyle bakardı; gözlerinde bir yangın, sözlerinde canımı yakacak bir hınç olurdu. Şimdi ise o yangının yerinde yalnızca kül kalmıştı. Kıpırdamayan dudakları, kucağında hissizce kenetlediği parmakları ve bana değmeyen o donuk bakışları, attığı her çığlıktan daha ağır vuruyordu yüzüme. Bana eskisinden bile daha mesafeli, ulaşılamaz bir yerde duruyordu.
Ve işin en kahredici yanı, ona tek bir laf etmeye hakkımın olmayışıydı.
Haklıydı. Başına sarılan o sargıların, ayak bileğindeki kurşun yarasının, bu sessizliğin ve bedenine çöken o dermansızlığın tek bir müsebbibi vardı; bendim.
Kendi kibrim, kendi bencil oyunlarım yüzünden onu o uçurumun kenarına ben itmiştim.
Elim hafifçe havalandı, dizinin üzerindeki eline uzanmak istedim ama parmaklarım havada asılı kaldı. Dokunsam canı daha çok yanacakmış, tenim ona o kurşunun yakıcılığını hatırlatacakmış gibi korktum; yumruğumu sıkarak elimi geri çektim.
Bu sessiz sürgün, ömrüm boyunca taşıyacağım en ağır cezam olacaktı…
Bu bölüm biraz canımızı yaktı… 🥹
Ama Zemheri’nin hikayesi daha yeni başlıyor. Kırık kanatlarla da olsa. 🕊️
Yeni bölüm yorum sınırı : 200 kişi
“Kırık Kanatlarla Yaralı Doğuş” ögesine 210 yanıt
-
Aman yarabbim biran önce iyileş zemoşum ya kahrolduk ya 🥺 yüreğinize sağlık yazarım 💐❤️
-
Eee bu kızın babası umarım ki hapse girmiştir bi cana kıymaya kalktı şahit var kız canından oluyodu
-
Eline yüreğine saglık yazarım🥹
-
Ellerinize sağlık yazarım
-
ZEMHERİ ye annelik çok yakışıyor
-
Ne kadar hikaye de olsa bazen insanlar böyle yaşamaların oldunu unutmuyor o kadar berbat ailelerin için de sevgisiz büyüyüp ama çocuğunu herşeyden sakınan insanların olması… Ebeveyin olamak her insana laik değil
-
🥰hem mutlu hem üzgün olduk🥺
-
Mutlu olucak güçlü bir kadın olup inanıyoruz ama zemheri çok güçlü bir kadın zaten mutlu olacağına inanıyorum
-
Hemşire nin sütü getirdi sahne 😭bizdir
-
Şu babası olacak itin de herşeyi açığa çıkarcak inşalah zemheri herkesten intikam alıcak
-
Ah zavalı zemheri
-
Sonunda çekdar suçunu anlayabildi ama bu da yetmez daha çok sürünmeli kibri bencilli yüzünden kızı zorla ölümüne götürdü zemheride uzunca bir süre onu affetmemeli hatta ordan gitmeli daha fazla orda kalmak onu çok üzecek gibi
-
Ağladım
-
Herdem gelip alsa bari zemheri o konakda yapamaz anası ilk fırsatta laf sokar bakışlarıyla bile rahat vermezler kızcağıza
-
İbrahim tatlı ses kadar şanslı Zemher kurşuna kafa attılar
-
Eline emeğine yüreğine sağlık zemheri için çok zor bir durum çekdar için de vicdan azabı bununla nasıl baş edecekler bilemiyorum
-
Emeğinize kaleminize sağlık. Cekdar yaptığı aptalligin sonucunu ömrü büyü vicdan yukuyle çeksin artık😒. Kendi hırsından başka ihtimalleri dusunemedi. Kıskansın diye götürdüğü zemheriyi ecelin eline bıraktı. “Kas yaparken göz çıkarmak ” yaptığı bu oluyo aslında. Zemheri kolay toparlamaya aktif ama toparladiginda cekdar i surundurecektir. —-Konagi ateşe verdim herkesi uyardım diyor ama anasinin zehir dilini , konaktakilerin fisildasmalarni ,bakışlarını nasıl susturup engelleyecek ki🫤. Zemheri’yi yine kırıp uzecekler. Nasıl başa çıkacak tüm bunlarla. Yorucu ve yıpratıcı günler bekliyor onları.
-
çektar alsın kızını ve zemheriyi gitmiş başka bi yere. ama önce zemheri çektara çektirsin biraz
-
Ya ben sizi bayadır instagram hesabınızdan takip ediyorum ve adımı kocam koydum mini dizinizi ilk bölümünden de izliyorum o zaman karun ağanın hikayesini yayınlıyordunuz bir türlü başlayamamıştım vaktim olmadığından ama bu hikayede zaman geçmeden başlamak istedim 25 bölümü 3 günde nasıl okudum bilmiyorum yazım diliniz hayatın gerçekleriyle anlatışınız çok güzel uzun zaman sonra heyecanla takip edebileceğim bişey buldum ve çok mutluyum aynı zamanda zemheri inşallah konuşabilir çünkü çekdarla aralarında halledilmesi gereken çok şey var devamını sabırsızlıkla bekliyorum
-
Aahh ahh zemherim üzümlü kekim herşey kızın için
-
Zemherinin kızıyla olan buluşmasını çok merak ediyorum
-
Zemheri kızın için kendin için çok güçlü bir kadın ol
-
Şimdi anlıyoruz işte zemheriyi o geceden sonra korkup kaçtığında niye kactiki nolacaksa olsun yüzleşisin demiştim kız biliyormuş kimsenin onun anlayıp dinlemeden yargilayacagini
-
Sahipsizlik bu kadar kötü birşey işte 🥺
-
Bu kızın yüzünü güldüren bir Allah’ın kulu yok ya
-
🥺🥺 okuyup Hektar gekippt okuyanlardanim Eskimo günlerinr dönecekler degil mi yazarim?
-
Emeğine sağlık çok güzel ve sürükleyici bir şekilde okudum sonuna hiç gelmek istemedim. Yeni bölüm için sabırsızım.
-
🩵🩵🩵
-
❤️❤️
-
Çok ağır yaşadıkları çekdarın bile bile ölüme götürmesi bi tarafa ölümün babasının ellerinden gelmesini nasıl aşacak bu kız
-
Çekdar Zemheri yi keşke konağa götürmese anası rahat durmaz..
-
Emeğinize sağlık yazarım ♥️
-
Cok duygulu bir bölümdü emeginize saglik. Bakalim bundan sonra ne olacak… baba ocagi bitti simdi cekdar aganin konaginin zehri yakacak kizi 😔
-
Zenheri yaa
-
Çok üzüldüm Zemheri için, asla bunları hak etmedi. Babası olacak adam layığını bulur İnşallah
-
Emeği ne sağlık yazarim
-
Mükemmel ötesiii
-
Diller lal olmuş
-
Cekdar ağayı elinde sütle hastene koridorunda olduğu yeri okuduğumuz an çok hüzünlü yaa
-
Ayyy benim üzümlü kekim bu bölümde çekdara çok uzüldüm
-
Ah zemheri herşey mi başına gelir ya
-
Ah keşke zemheri hafızasını unutsaydıde cekdar ağayı süründürseydin beter olsun
-
hemen gelsin bolum heemnnnn
-
Bir laf vardır garibanın yüzü Güler mi🥺🥺 ah zemherim ah Yaralım kuzum❤️🩹🥺
-
Zemheri çekdarı süründüre süründüre mafettsin varya yerden yere vurunsun çekdar ağayı insan aklını kullanmaz mı ya varsa yoksa çekdarın egosu kızı kıskandırmak için yaptı nare de yok zemheri yarım insan etti afferin sana çekdar ağaaa👏👏👏
-
Zemheri’nin yaşadıkları gerçekten kolay değil ölümden dönmesi en önemlisi de bir süre kızını doyasıya kucağına alamayıp konuşamayacak olması gerçekten yürek dağlayıcı bu olanların yaşanmasının ardın da onu ölümün sınırına getirip azrailiyle yüz yüze getirenin Çekdar ağa’nın olması ise başlı başına ona karşı cephe almasını haklı kılıyor ölüm değerini bildiğinin bir daha asla yanında nefes alamayacağıyla seni sınadığı gibi yaptığın hatanın bedelinin kefaretinin hiçbir zaman olmayacağının gerçeğiylede seni sınar.
-
Muhteşem gerçekten sanki gerçek bir hayat gibi okadar duygu yoğunluğu varki Zemheri nin yerine sanki ben kırıldım kız kaç kere dedi beni ecelime götürme diye. Değil yanında olmak yüzüne bakmak sesini bile duymak istemiyordur şu an. İnsan sevdiğini neden çaresiz bırakmaya çalışırki ah Çekdar ah. Alinize sağlık çok güzel bir bölümdü 👏👏
-
Yine muhteşem bir bölümdü ah zemherim güzelim neler çektin umarım artık mutlu olursun sende 🥹
-
🪽Ahh beyaz prensesimzz
-
Oy ben ölem nerelere gidemmm. İçim yandı içim
-
İçim gitti ya😔
-
Teşekkür ederim yazarım ücretsiz okuyom çok sağol
-
Çekdar nasıl affetireceksin kendini bakalım bu sefer kibrin tamamen kaybettirmemiştir umarım zemheriyi 😢🥺
-
Kumsal için direndin zemheri ve direnmeye tekrar o güçlü kadın olarak ayağa kalkmaya çalışacaksın ve başaracaksın 🥺🥺
-
Ne çektin be zemheri
-
Bu versiyonu çok mükemmel gidiyor yazarım cekdarin anlayışlı olması onundusunmesi yanlış anlaşılmalar olmadan böle devam etmesi çok güzel eline sağlık
-
Hadi kız Zemoş Anka Kuşu gibi Küllerinden Öyle Bir Doğki bütün Mardin seni konuşsun çektir Çekdara da acıma yürü be Zemoş
-
Umarım babası kan kaybından ölür
-
Ayy çok güzel bölümdü o süt konusu çok etkiledi beni ya inşallah hemen iyi olur konuşur ne zor o konağa dönmek çekdar konuşsa bile annesi susmaz gibi hele birde narin ilede ayrıldı iyice delirir
-
Ellerine sağlık
-
Ayyy Çektar nasıl üzüldün ama kaybedecem diye kıyamam sana ben
-
Bende biran doktor kötü konuşunca Zemheri hafıza kaybı yaşayacak sandım çok şükür öyle olmadı
-
Eline sağlık yazarım valla gözlerim dolu dolu okudum Zemherimiz biran önce iyileşsin acaba Çekdar ağa serhat ağaya ne yapacak çok merak ediyorum
-
Zemheri. İçin çok zor yaa umarım bı an önce toparlanır
-
Ahh Benım bahtsıız zemherım
-
Eline sağlık
-
Emeğinize sağlıkk, harika bir bölümdü yine..🌸
-
cok uuzuldum. hemen olmeyecegini biliyordum. yari sakat kaldi. ama en kutli ediici yani bebeyine hala sut verebilmesi. o halde bile kizini dusunmesi. cekdarin sucu her sey. cekdari seviyorum. ama zemheriyi dinlemedi icin (zemheri babasini taniyordu) boyle oldu… daha kotu davranilmayi hak ediyor cekdar ama bu olume onu o suruklemis olsada onu da o kurtardi
-
Çok güzel ve hüzünlü bir bölüm olmuş yazarım kaleminize sağlık 💐
-
Üzücü bir bölümdü olan zemheriye oldu
-
Ağladıımmmm ve ağamızın anasına gıcık oldummm
-
Kızın başına gelmeyen kalmadı yeter artık çektikleri yaa iyi olsun biran önce cektarada herşeyin bedelini ödetsin
-
Zemoşum benim ne bitmez çilen varmış güzelim ya
-
Çok güzeldi ellerine saglik yazarım 🌹
-
Bazen ne kadar da zor dediğimiz olay bir baba evladını kabil etmedigi zaman ne kadar da açılmış yok olusmuszwmheri icin de son anında duyduğu gerçekler yitirmişti onu
-
Ahh zemherimm
-
Yüreğimiz darlamak ne kelime yaktın kul olduk
-
Ayrıca süt bölümünde bittim resmen 😭
-
Satırları dönüp dönüp okudum hem okudum hem ağladım yüreğinize sağlık yazarım cekdarin acısını çok güzel aktardın da ah cekdar zemheri sana dedi yaşatmazlar diye😢
-
Ah be cekdar kiz okadar sana dedi goturme beni diye dinlemedin kizi zalim babasi tanidi kiydi acimadan kizina ah zemherim ah gene icimize dert oturdu iyimi
-
Ay çok güzel bir bölümdü eline emeğine sağlık yazarım ,birde o ailede zemheriyi gerçekten seven tek kişinin herdem olması zemheriye karşı duyguları var gibi evet onu inciticek hiç bir şey yapmaz belki ama yinede bilmiyorum yada gerçekten kardeşi gibi seviyordur da en azından cekdarinda dediği gibi birileri de karşılıksız seviyordur arkasında duruyordur umarım 😥
-
Emeğinize sağlık
-
İçim acıdı içim zemherim canım kimsesiz meleğim benim iyi olacaksın sen güçlü bir kadınsın kendini bırakma sana bunu reva görenlerin burnundan fitil fitil getireceksin bunu da göreceğiz inşallah 😓😔
-
Zemheri nin hikayesi gerçekten çok zorluyor beni o kırılgan halı zayıf brdeni dahada kötü şeyler olmasın hayatında o kızında sevilmeye hakkı var o konakta da başına bir şey gelmesin yazarım cektarin annesi de yapmasın kıza kötülük falan inanki daha çok yazacaklarım var gerçek bir yaşamın içinden çıkmış bu kız çok uzuntuluyum çok emeğine sağlık olsun 😥
-
Zemheri Çekdarla yaşadığı şeyin günahını tek başına taşıdı hep. Cezasını da o çekti ölümden döndü. Çekdara ne oldu hiç? En son yapma etme beni o konağa getirme dedi ama sırf kendi bencilliği , egosu yüzünden mahvetti kızı olan hep kadına oluyor.
-
Bir baba nasıl böyle vijcansiz olabilir anlamıyorum herkes anne yada baba olamıyor herkes hata yapabilir😔
-
Son pişmanlık neye yarar çekdar efendi
Ah zemheri ah -
Zemheri kızı için herşeyi yapar.hayatada döndü gerisi teferruat .babasının annesi için dediklerini unutmazsa annesini de bulur
-
Ciğerini kurtlar yesin Serhat agaaa cekdarim sen kötü adam değilsin doğduğun ev kaderin olmuş
-
Okumadan yorum teşekkür ederiz yazar hanım 🌹🌹🌹🌹🌹🌹💯💯💯
-
Off cok uzuldumm.zemheri nasil olacak kandaroglu konaginda
-
Çok güzeldi zemherinin ölmemesi ne sevindim
-
😭
-
Serhat aga ölmüşdür insallah
-
Çok güzeldi her kelimesini nefesim kesilircesine okudum emeğine sağlık yazarım diğer bölümü sabirsızlıkla bekliyorum🥺
-
Çekdarın o baba olacak adamın hayatını mahvetmesi gerek neden hep zemheri çekiyor sıkıntı, ailesinden, sevdiğinden darbe yiyor sürekli artık daha güçlü bir kadın görmeliyim hatta avukat madem versin babasını mahkemeye attırsın hapise
-
Yaaaa duygu dolu bir bölümdü çektarın çaresizliği bizi bitirdi😪😥😭
-
Kanadı kırık kuşum bi anka misali küllerinden yeniden doğ ve seni yok etmek isteyenlere inat daha güçlü yaşa meloyu süründür kızın için çekonun tüm imkanlarını kullan
-
Ahh zemherim çok üzüldüm sana bu bölüm göz yaşlarım sel oldu😢😢kumsalın sana ihyacı var kızın için çabala iyileş ve çekdara kök söktür içinden geç affetme kendi bencilliğinden olan sana oldu🥺😔
-
Hüzünlü bir bölümdü. Heyecanla okudum. Emeğinize sağlık yazarim
-
Biraz acıklı bir bölümdü inşallah engelli kalmaz
-
herden nereye gitti? bi gorundu sonra bahs etmediniz
-
-
Çekdar da acı çeksin hep zemheri mi çekecek hiç çekdarı gözüm görmek istemiyo onun yüzünden bu halde şimdide ailem bişey diyemez sana diye söylüyo ama kendi ailenden çok sen onun canını yaktın 😒 kumsalı kucağına iyileşsin hayat versin kızı van olsun🥺
-
Korkuyorum bölümü okumaya
-
Ayy bölümü okumadan önce direkt yorumlara geldim
-
Ya o sütü bebeğe yolladılar ya içim cız etti. Annelik ilte böyle kutsal bir şey.😔
-
Ay nasıl bölümdü bu ya😢😭😭😭😭 Bakalım konakta neler olacak….çekdar ağam sürüneceksin belli oldu
-
Ya çok üzüldüm 😭
-
Hayır yapma yazarcığım zemheride daha acı çektirme böyle kalmasın😥
-
Yüreğim sıkıştı. Boğazım düğümlendi. Ne kadar kurgu olduğunu bilsem de insan üzülüyor.
-
Herzaman olduğu gibi fena
-
Eline emeğine sağlık yaArcim
-
Harika bir bölümdü emeğine sağlık
-
ahh zemheri yüzü gülecek mi bu kızın
-
Zemheri iyi ol inşallah hrm kumsal in sana ihtiyaci var hemde senin guzel bir hayat yaşamaya hakkin var.cekdar ile tabiki sorunlar olur ama sen cok güçlüsün.
-
Üzüldüm 🥲🥲
-
Güzelim ya ula ceko inşallah sahip çıkarsın
-
siz beraber iyileşeceksiniz, birbirinizi iyileştireceksiniz🫂
-
Çekdarı süründürür dedik gittin zemoşu vurdun yürütmez ettin
-
Yerinde ve mükemmel bir tespit
-
-
Yaaa göz yaşım pıt🥲 yazarım 👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻
-
🥰🥰🥰🥰
-
Yaa o kadar hüzünlü bir bölümdü kii🥺
-
Çekdar ağa inşallah Serhat ağanın ipini çekmiştir bundan sonra da zemheri ve kumsalla güzel günleri olur
-
Emeklerinize sağlık .cok seviyorum zemheri ve çekdar ağa hikayesini . Ama isterdim ki biraz daha birbirleriyle uğraşıp gülelim çok güzeldi o sahneler 😂😂😂
-
Ağlayarak okudum. Çok güzel duygulu bir bölüm oldu. Emeğinize ssğlık
-
Benin yorumlarım neden ekrana düşmüyor acaba
-
Ah ah yüreğim dağlandı🥺
-
Ellerine emeğine sağlık yazarım çok üzücü bir bölüm dü 😭😭😭😭
-
İnsallah Cekdar aganin ailesi Zemzeme kotu davranmaz. Zemherinin hikayesi simdi basliyor dedin yazarim korkmuyor degiliz.🙄🙄
-
Neden böyle yapıyorsun yazarım ben duygusal bir insanım hemen ağlarım sende beni ağlatıyorsun 😭😭😭😭
-
ne yani şimdi zemheri böylemi kalacak
🥺🥺 -
Offfff
-
Ah zemheri ne çektin neler çekeceksin daha kimbilir .. elinize sağlık her zamanki gibi duygusal ve muhteşem
-
Çok çok güzeldi çok üzüldük ama kızımız güçlü çıktı çektar ağamıza helal olsun hiç bırakmadı zemzemimizi eline sağlık
-
Bugünde zemheriye üzüldüm.Umarım çabuk iyileşir. Kızını alır gider.Çekdar suç sende.konaga götürdün..
-
Zemherinin intikam sahnelerini dört gözle bekliyorum😁
-
Çok güzeldi yazarım her bölümde daha çok şaşırıyorum cekdar ağaya ama o kadar güzel seviyor ki bunu çok derinden hissettiriyor bize 🥰
-
Zemherim kumsalını görünce gücünü bulur onun tek dayanağı kızı çekdara bile şuan kırgın kızgın önceki sorunlarını çözemeden böyle birşey yaşadılar çekdar nasıl affettirirsin bilmem ama köpek ol zemzemime çekdar sen bunları oyun sandın şaka gibi senin gibi ağa nasıl bilmez bunları tahmin etmez
-
Oy çok korkdum Zemheri icin şükürki hayata ve iyleşiyor
-
İlk versiyonu okumuş orda yine zemheri üzülüyorum burda yine ona kitap girip sarılmak istiyorum sürekli bedel ödüyor biraz da diğerleri ödesin
-
Ama bu olmadı yaaa şimdi neler olacak 🥺🥺
-
😭😭
-
Emeğine sağlık yazarim ❤️can yakan bir bölüm oldu
-
Şükür ya bişi olmadı şey varya İbrahim tatlı ses oda vurulmuştu ve hala elini iyi kulanamouo titriyor zemheri öyle olmaz demi
-
Kızında bir çilesi varmış çekilecek
-
Bile bile kızı yaktın Çekdar…
-
Serhat iti cezasını çeksin 😡
-
Hiç mi acımadın bize ya bu nasıl hikaye kahrolduk😢
-
Gözyaşım pıt 😢
-
Zemheri bunları hak etmedi
-
Devamını bekliyoruz 😢 😢
-
Hissedilerek yazılmış bir bölümdü. Eline sağlık yazarım.Okurken o duyguları hissediyorsunuz.Bunu hissettiren yazarları çok seviyorum.👏👌😘🔥🔥🔥
-
Mutlu olsunlar artık bide ikiz oğlan tadıma doyum olmaz
-
Ağladım yaaaa
-
,,🥺🥺
-
Umarım bi an önce iyileşir ve kızını alıp gider o evden avukat değil mi mesleğini yapsın
-
Cektar kibirli davrandı evet zemheri yi ne kadar çok sevdiğini de fark etti sırada sanırım önce zemheri ye kendini affettirmek sonrada intikam olmalı güzel bölüm dü
-
😕zemheri umarım hep mutlu olursun
-
Ağasının güzeli 🥰 evet çekdar sen sebep oldun aşkınla iyileştir güzelini ❤️
-
zemheri anka kuşu olacak
-
Çekdarla olsunlar istiyorum ama çok boktan hareketleri var deliriyorummmmm
-
Ben çok kararsız kalıyorum onun sevdiği anlaman için bu onun başina gelmeliydi
-
-
Bugün de zemheri ye üzüldük….
-
Üzdü😢
-
Zemheri ne zamana kadar böyle kalacak
-
Herdem nere kayboldu bir anda🤔
-
Onları çok güzel bir aile olarak okumak istiyorum
-
Ah zemheri o halde bile kızına süt derdinde
-
Allah senın gıbı babanın belasını versın sırf annesı yüzünden zemherıyı vurdu annesının cezasını Zemheri çekti zemherımın güçlü olduğunu görmek istiyoruz 😊ellerıne emeğine Sağlık yazarım☺️
-
Bu bölüm çok üzüldüm yaa 😥
-
O kadar güzel ve kalp kırıklığı olan bir bölümdü ki ellerinize emeğinize sağlık
-
Zemheri hepsine kök söktürmeli çektarda dahil
-
Sonunda çekdarın gözünden acayip duygular aldık bayıldım bölüme
-
İnşallah zemheri çabucak affeder
-
Yaa emeğinize salık cok güzel bir bölümdü
-
Emeğine sağlık yazarım
-
İçim yandı bu nasıl bölümdü böyle düzelecek mi acaba
-
Çok güzel ve yerinde bir bölümdü eline sağlık yazarımm
-
İnşallah çekyat ailesine zemherinin bir suçu olmadığını ilaç etkisinde olduğunu olsa bile onları asla ilgilendirmedigi için torunlarının annesine saygı duymaları gerektiğini anlatmıştır. Tüm suç onun nişanlısının amcasının kızını hamile bıraktı hem kardeşleri hem de aşireti birbirine düşürdü zinakar.. çok kuruldum cekyata
-
ay bi an klise olup hafiza kaybi yasicak diye odum koptu iyi ki sen yazarim eline saglik
-
Emeğinize sağlık devamını sabırsızlıkla bekliyorum
-
Kızın hayatını perişan etti bir halta da yaradığı yok
-
Çekdar’ın annesi ve Narin durmaz şimdi😡😤
-
Serhat iti geberip giderim inşallah 😡😤
-
Zemheri’nin çilesi bitmiyor🥹
-
Zemherinin babası geberip gitse ne güzel olur ama
-
Lütfen ama lütfen zemheri artık güçlü bir duruş sergilesin yazarım
-
Zemheri güçlü dursun artık yazarım
-
Zemherinin güçlü olduğu zamanları görmek istiyoruz biran önce
-
Mükemmel olmuş elllerine sağlık yazarım
-
Ah Çekdar ah… kızcağız ölümlerden döndü az sabır… affettir kendini !
-
Çok güzel bölümdü teşekkürler ❤️
-
Yaa yazık zemherimize neden hep bütün acıları çekiyor🥺
-
Zemheri yine küllerinden doğacak
-
👏🏻👏🏻👏🏻
-
Hiç böyle beklemiyordum 😭😭gelecek bölümü sabırsızlıkla bekliyorum
-
İçin acıyarak okudum 🥺
Vicdan azabın bol olsun Çekdar ağa -
Emeğinize sağlık yazarım
-
Ölmemesi en iyisi oldu kumsal için
-
Ne olcak şimdi nasıl olcak kizinida alsın çıksın gitsin dönmesin o eve
-
Çok kısa geldi ya 2 dk da falan okudum
-
Bunda emek var ve emeğinize sağlık
Yorumlarınızı bekliyorummm…